Zulüm Dolu Dünyada Naif Çocuklar Yetiştirmek

Ne zamandan beri bu kadar naif çocuklar yetiştirir olduk? “Haber izletmiyorum psikolojisi bozulur” diyor bir anne. Diğeri “çocuğuma bomba patlatılmış diyemiyorum, nasıl diyeyim, nasıl anlatayım” diye telaş içerisinde. Yanında yüksek sesle konuşulsa, bir arkadaşı dertleşirken ağlayacak olsa kaşıyla gözüyle çocuğu işaret ederek “psikolojisi bozulmasın?” imasında. Bu kadar hassas çocuk yetiştirme çabasına tam olarak ne zaman girdik acaba ve bundan amacımız ne?

Çocuk kötüyü bilmeden iyiyi bilemez, düşmanını tanımadan dostunu da bilemez. Her şey zıttıyla bilinir diye bir kaide vardır; “bak yavrum bu uzun” derken “bu da kısa” diye belirtiyoruz, “bu çok dar olmuş” derken “geniş”i de belirtiyoruz. Tanımadığı kişilerle konuşmamasını, bu dünyada kötü niyetli insanlar olabileceğini söyleyebiliyorsak, bu dünyanın içinde bulunduğu bunca kaosa, karmaşaya rağmen, dış dünya bu kadar masumiyeti kaldırmıyorken, çocukları bu kadar her şeyden bihaber yetiştirme gayreti doğru değil. Çocuk düşmanını tanıyacak, ona karşı içinde kin ve nefret biriktirecek, dünyayı bunca savaşa, zulme, teröre bulayanlara lanet okumasını bilecek.

Yanıbaşımızda büyük bir savaş var. Aslında savaş değil,  savaş iki grup arasında anlaşamamazlıktan çıkan bir kavgadır; sizce Suriye’de olan tam olarak böyle mi? Oradaki olayı savaş olarak göstermek bile doğru değil; orada bir katliam var,insanlar yok edilmeye, bir ırk tarihten silinmeye çalışıyor. Oradaki çocukların anne-babaları, kardeşleri yanıbaşında parçalanıyor. Bedenlerinin başında ağlayacakları bir anne babaları bile kalmıyor ve o çocuklar delirmiyorsa, sadece bunlardan bahsetmekle sizin çocuklarınızın da psikolojisi bozulmaz. Ama her çocuğun kaldırabileceği bir dil ile olan bitenlerden haberdar edilmesi gerekir, bu sabır ve şükür gibi dinin iki temel sacayağını öğrenmesi için de elzemdir. Çocuğa içinde bulunduğu hale şükretmesi gerektiği, kendi yaşıtlarının şuan ne durumda olduğu anlatılmalı. Bunun içinde gizlenen yararlardan biri de(sabır şükür konusundan sonra) çocuk bencil olmamayı, başkasını düşünmeyi de öğrenir. Bununla birlikte onlar için ne yapabiliriz’i sorgularken yardımlaşma kavramını kavrar, yardım kuruluşlarının o kardeşlerimize gönderdikleri yardımlara kendi küçük dünyasından katkında bulunmaya çalışır.

Ülkemizde her geçen gün yeni bir terör olayı meydana geliyor ve evlerine ateş düşen o aileler, geride kalan yetimleri sizce bu kadar nazik yetiştirmeye çalışıyorlar mıdır yoksa babalarının onlardan ayrılmasına sebep olanlara karşı içlerinde kin ve nefret duyguları barındırmaları için mi uğraşıyorlardır? Şimdi şöyle bir cevap geliyor, herkes içinde karşı tarafa karşı kin ve nefret biriktirirse bu dünyada savaş ne zaman bitecek? Biz zulmeden tarafta değiliz, zulmedenler var olduğu  müddetçe onlara karşı bilenmek zorundayız, yeryüzünden fesat silinene kadar. Fakat biz, kin ve nefreti kardeşlerimize değil, düşmana yönlendirmeyi bilmeli, çocuklarımıza bunu aynen böyle öğretmeliyiz; çünkü Allah’ın da bizden istediği bu zaten: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler.”

Bu bağlamda çocuklarımıza yardımlaşma, paylaşma duygularını öğretmeliyiz, sadaka kutuları olabilir kendilerine ait, oyuncaklarından paylaşmak istedikleri varsa diğer çocuklara gönderebileceğinizi söyleyebilirsiniz, küçülen kıyafetleri onlarla birlikte ayırabilir, bu işe ortak edebilirsiniz. Kullanılamayacak hale gelmiş, çok eski, yırtk elbise, kırılmış oyuncak vs. gibi şeyleri biz nasıl kullanamıyorsak, başkalarına da veremeyeceğimizi de anlatın. Dünyanın bunca çetrefiline, boynunu kurbanlık koyun gibi uzatacak çocuklar değil lazım olan, zulmü önce fark edip sonra buna ses çıkaracak çocuklar lazım geleceğin yetişkinleri olarak…

 

-Anne, sen de bazen dalıp gidiyorsun ya, benim gibi yoksulları, babası olmayanları mı düşünüyorsun? Sahi neden bazı insanlar yoksul oluyor, bazılarının anne-babası olmuyor dedi çocuk annesine…Size gelse böyle sorular nasıl cevap verirdiniz ya da veriyorsunuz?