Ben Ne Yapabilirim?

Herkesin bugünlerde kendine sorduğu soru bu: Ben ne yapabilirim? Ülkemizin ve Müslüman coğrafyanın içinde bulunduğu durum malum. Özellikle Suriye ve yakın zamanda Halep’te olanlar ve zaten  6 seneye yaklaşan bir zamanda orada var olan katliamların son zamanlarda daha da artmış olması..Vicdan sahibi her insanı-özelde aynı inancı paylaştığımız için Müslümanları- rahatsız ediyor bu durum, kimse yastığa başını gönül rahatlığı ile koyamıyor; yediğimiz yemek,içtiğimiz su ve dahi anneler olarak çocuklarımıza bir sarılmamız, bir öpücüğümüz bile tat vermez oldu. Daha da kötüsü suçluluk duygusu içerisine sokuyor bizi. Biz ne yapabiliriz? Dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor olması doğrudur(kalp ile buğz etmek). Bir de güvendiğimiz yardım kuruluşlarına verdiğimiz infaklar bir nebze olsun gönlümüzü rahatlatıyor. Fakat yine de bu hislerden kurtulamıyoruz. Başka ve daha iyi “Ben ne yapabilirim?”..

Her Anne Bir Okul Seminerleri’nin 16 Aralık’taki tanıtım toplantısında söz alan bütün konuşmacılar dünyamızın, ülkemizin içinde bulunduğu duruma dikkat çeken konuşmalar yaptılar. Bunların içinden bir hanımefendi, ilahiyatçı olduğunu, belli sohbet grupları olduğunu ve bu grupların birinde gençlerin kendisine “Hocam biz ne yapabiliriz?” diye sorduklarını anlattı ve şöyle dedi: “Onlara dedim ki; ben haftada bir defa yaptığım dersleri iki kez yapacağım, sizinle de iki haftada bir değil, her hafta buluşacağız bundan sonra. Herkes,hepimiz o an neyi yapıyorsak, Allah için daha iyisini yapmaya çalışacağız“. Bazı sözler vardır, söylendiği zaman ve mekan tesir etmesi açısından çok önemlidir. Evet, bu cümleler de öyle idi; tam da “Her Anne Bir Okul” diyorken, o an ne yapıyorsak onu daha iyi yapmaya çalışmaktan bahsetti.

Çocuklarımıza daha iyi bir anne olmaya çalışmak mesela…Siz de fark ettiniz mi haberlerde evlatlarını kaybeden annelerin feryatlarını dinledikçe/izledikçe çocuklarınıza daha az kızdığınızı? Yaramazlıklarının, haylazlıklarının, birbirleriyle didişmelerinin size daha tolere edilebilir geldiğini? Eskisi gibi kızamadığınızı onlara, bağıramadığınızı ve daha sabırlı olduğunuzu? Bunları fark edemediyseniz, sizde böyle değişiklikler olmuyorsa eğer, siz işte o zaman “Ben Ne Yapabilirim?” sorusunu samimi sormuyorsunuz demektir. Ekran karşısında gözyaşı dökerek olmuyor bu işler, yanı başımızdaki evladımıza karşı daha müşfik, daha anlayışlı, daha iyi bir anne olamıyorsak. Bir zulmü, en başta kendi çocuklarımıza duyurmuyorsak mesela, onları yardımlaşma işinin bir parçası yapmıyorsak, onları Allah için hayırlı bir insan/kul/vatandaş/ümmetin bir neferi yapmaya çalışmıyorsak gerçekten bir şeyler yapmıyoruz demektir.

Biz anneyiz. Bize emanet edilen çocuklarımız var bizim; aslana bile kafa tutacak kadar cesur tavuğun civcivlerini korumaya çalıştığı gibi tüm kötülüklerden korumaya çalıştığımız çocuklarımız…Ve çocuklarını savaşta yitiren annelerin de çocukları tıpkı böyleydi korumaya çalışırken ellerindenn yitip giden…Öyleyse bizim çocuklarımız hala yanımızda ise önce buna şükretmekle işe başlamalıyız. Bu dünya imtihanında kimisine sabır düşer kimisine şükür…Varlığına şükretmemiz gereken evlatlarımıza karşı davranışlarımızı gözden geçirmeli, daha iyi bir anne olmaya çabalamalıyız. Mükemmel  olamayız, öyle bir kavram, öyle bir insan yok ki zaten öyle bir anne olsun. Lakin her zaman için daha iyisi olabiliriz. Haydi anneler, Ben Ne Yapabilirim demeyelim, yapalım. Çocuklarımız için ve annelerinin ellerinden kayıp giden bütün çocuklar için….

Reklamlar