Sizin En Hayırlınız…

İnsan öldükten sonra her şeyi iyi ya da kötü arkasında bırakıyor. Yanına sadece henüz nefes alıyorken yaptıkları kalıyor kar ya da zarar olarak. Fakat Allah Rasulu’nun(s.a.v.) bize öğrettiği üç şey var ki ebedi hayatta bizi yalnız bırakmayacak. Bunlardan birisi kendisine dua eden hayırlı bir evlat bırakmış olmak. …*

İslami bir şuur ile donanmış ve İslam ahlakı ile ahlaklanmış evlatlar yetiştirme çabamızın birinci hedefi elbette onların Allah’ın razı olacağı salih(a)/ hayırlı kul olmaları; bu, hedefimizin onlara bakan yanı. Fakat bunun yanında çocukların birer tohum olduğunun ve ne ekersek onu biçeceğimizin de farkındayız. Ahirette kapanmayan amel defterimizin bu çocuklar olacağı umudunu taşıyoruz.Bu da, olayın bize bakan yanı. İşte bu sebeple, çocuk eğitiminin okullara, öğretmenlere, hocalara bırakılması anne için çok büyük bir kayıp gibi geliyor bana. Çocuk Kuran okumayı annesinden öğrenmeli mesela. Dün “Sizin en hayırlınız Kuran öğrenen ve öğreteninizdir” hadisini düşündüm. (bizim ortanca geçen hafta Kuran okumayı öğrendiği için gündem şu anda bu.) Ben öğretmiş, kızçem öğrenmiş oldu. Yani Allah’ın izniyle hadisin doğrudan muhatabı olmuş olduk ana-kız. Ve (inşaAllah) ömrü boyunca okuyacağı her bir harfin ecrine de ortak olmayı umuyorum onun ecrinden bir gram eksilmeksizin. Ve bu kutsal müjdeye mazhar olabildiğimiz için, bu görevi okula-öğretmene bırakmadığım için ne kadar kısmetli olduğumuzu idrak ettim.

sizin-en-hayirliniz-kurani-ogrenen-ve-ogretendir_610533

İslamın bütün alanlarında var bu, çocuklarımıza namaz surelerini,duaları öğretip,nasıl namaz kılacaklarını biz anlatalım mesela. Düşünün ki ömrü boyunca her kıldığı namazda hayrına ortak olacaksınız.Sizin ölümünüzden sonra belki yıllarca devam edecek bu ve sizin amel defteriniz kapanmamış olacak. Dualar örneğin; gece yatarken, kapıdan çıkarken, eve girerken vs. bütün öğrettiğiniz duaları ömrü boyunca okuyacak. Sürekli cenneti hedeflerken, hayrımızı artırmanın peşindeyiz ya hani. Çocuklarımızı yetiştirirken olaya bir de bu gözle bakalım. O zaman tüm zorluklar daha katlanılası bir hal alıyor. Şikayetlenmeler yerini şükre ve azme bırakıyor.

Öğretme meselesine gelince, çocuk anneden almıyor ki sözüne asla inanmıyorum. Malesef bu konuda beni ikna edebilecek kimse çıkmadı henüz. Çocuğun ilk öğretmeni annesidir çünkü; çocuk anneden almıyorsa, bu şundan sebep olabilir: Çocuk büyümüş ve anne ile o zamana kadar şekillenmiş bir ilişkisi vardır, ve bu ilişki içerisinde anne-öğretmen ilişkisi yoktur. Bir anda çocuğu karşısına alıp öğretmenvari edayla didaktik bir eğitim sistemi uygulamaya çalışırsa başarılı olamayacaktır evet. Oysa çocuk minicikken başlanırsa, alışık olduğu bir düzen olacak ve yadırgamayacak çocuk.Bir de her çocukta aynı metot işlemeyebilir, çocuğu tanıyıp ona göre bir ilerleme yolu seçmek gerekir. İkinci olarak da, anne öğretemeyebilir bu çok doğal. Bu durumda da en azından öğrenebileceği ortam ve kişileri ayarlama çabasına girer, bu da onun doğrudan katkısı ve emeği demektir, aynı sevabı alacağını umarız.

Çocuklarımız bizim emanetimiz diyoruz ya, bir söz klasikleşince önemini kaybediyor. Oysa derin düşünmek lazım, ve anneliğimizi bir de bu pencereden değerlendirmeli.

*“İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.”

Not:Konuyla alakalı olarak yazarken aklıma geldi de geçen sene dinlediğim Ha Çocuk Ha Cennet isimli sohbeti youtube üzerinden dinleyebilirsiniz.