Duyguları İfade Edebilme

“Üç çocukla blog tutmak senin neyine?” diyebiliriz tabi aradaki zaman farkının nedeni olarak. Bu süreç içerisinde yazılarımızı dört gözle bekleyen, mesaj atıp hal hatır soran sadık okurlarımıza da teşekkürü bir borç biliriz(Yazar burada,her bloggerin yaptığı gibi mübalağa sanatını kullanmış, arayan iki üç kişiyi, iki üç yüz kişi  göstermeyi başarmıştır!).

  • Kardeşi doğduğundan beri yanında kıskançlık kelimesini hiç kullanmadık ve kullandırtmadık da. Bu yüzden bunun farkın varamadı ve kardeşini hiç kıskanmadı. Çok iyi anlaşıyorlar.
  • Oyuncak kavgası çıktı, eline alamayınca istediği oyuncağı ağlamaya başladı. Ben de ona “Sus bakayım.Erkek adam ağlar mı hiç!” dedim.
  • İstediği bir oyuncağı almadık diye kendini yerlere atıp bağırıyordu, neden bu kadar çırpınıyor diye susturmaya çalıştım, bir tane de ben çaktım “hadi şimdi ağla bakalım dedim!”.
  • Oyun oynarken çığlık çığlığa bağırıp deli kahkahalar atıyordu.” Ne var bunda bu kadar gülünecek biraz sessiz ol” dedim, kıstım sesini.
  • Anneanne/babaannesi geldiğinde hareketleri değişiyor bir şımarıyor, kendinden geçiyor çocuk. “Şımarma otur yerine” diyoruz ama babası bile gelse eve aynı, sanki her gün evdeki adam değil.
  • Çizgi film izlemek istedi, olmaz deyince “senden nefret ediyorum” dedi. Bana!? Bana bana!?Annesine!? Allah seni taş eder dedim.
  • Gece yatağımıza gelip canavar geliyor korkuyorum filan diyor.”Canavar diye bir şey yoktur saçmalama hem erkek adam korkak olmaz” diyoruz gönderiyoruz yatağına.

Benzer senaryoları belki de aynılarını yaşadığınız anlar hiç olmadı mı hadi itiraf edin. Bütün örneklerde aynı mana yatıyor: Çocuğun duygularını ifade etmesine müsade etmemek. Bir yetişkin olarak nasıl öfkeleniyorsak, seviniyorsak, üzülüyorsak, bazen anlatılan bir fıkraya tebessüm ederken bazen kahkahalarla gülüyorsak, aldığımız acı bir habere ya da bizi mutsuz eden en ufacık bir olay karşısında höyküre höyküre ağlıyorsak, kendisi de bir “insan” olan çocuğun aynı şeyleri yapmasına yani “hissetmesine” neden izin vermiyoruz? Çocuğu sen doğurmuş olabilirsin ama çocuk sen değil, sen de çocuk değilsin. Sana göre ortada o kadar büyütülecek bir mesele yok gülmek ya da ağlamak, ya da sinir krizlerine girmek için diyelim. Fakat sen o çocuğun ne hissettiğini nereden biliyorsun? İç dünyasında o olaya yüklediği anlamı ve bundan sebep verdiği tepkinin farkında mısın? Ve bugün küçücük bedenine hükmettiğini sandığın yanılgısı gibi, duygularına da ket vurabileceğin ve hükmedebileceğin yanılgısı içerisinde iletişim kurduğun o minik çocuk var ya, (sana bir sır vereyim) BÜYÜYECEK! Sen onunla iletişim kurmaya çalışacaksın, duygularını öğrenmek,ne düşündüğünü bilmek isteyeceksin ama zamanında bunları açığa vurmasına fırsat vermediğin için, senin istediğin zaman da o fırsatı, o sana vermeyecek. Ne kadar acı?!

Galiba en büyük hatayı şu iki noktada yapıyoruz: Çocuğun bir insan olduğunu ve bizden bağımsız olduğunu unutarak; ikincisi de empati kuramayarak. Bunu genelde (hep aynı noktaya değiniyorum ama affen) çocukluğunu yaşamadığından, o günleri ve o günlerdeki hislerini de hatırlayamayan ebeveynler yapıyor. “Ben şimdi  çocuk olsam, bu bana yapılsa ya da ben bu olayı yaşasam ne hissederdim?” Çok beğendiğin bir bebeği almasalar, çok üzülürdün, arkadaşının biri sana aptalca şakalar bile yapsa kahkahayla gülerdin(bkz: yetişkin gözüyle “aptalca” dedim. Oysa çocuk gözüyle çok süper! Geçenlerde büyük oğlan espri mahiyetinde bir hareket yaptı bize, anne baba olarak gülmediğimiz gibi neresine gülecektik orayı bile anlamadık. Ortanca kızçeye yaptı aynısını, kahkahadan patlayacak çocuk. Biri ne yaptı, öteki ne anladı da güldü muamma!). Bunu beceremiyorsak bile, onun başka bir insan olarak farklı tepkiler verebileceği fikrini aklımızın bir köşesinde diri tutmak gerekir.

Önemli olan dışa vururken bu duyguları adab-ı muaşeret çerçevesinde yapmaktır da aynı zamanda. Öfkelendi diye kalkıp vurmak ya da bir şeyler fırlatmak kabul edilebilir değil. Ya da bir kütüphanede okuduğu kitapta ona komik gelen bir hikaye için insanları rahatsız edecek derecede kahkahalar atamaz gibi gibi…Burada peki ne yapmalıyım derseniz pedagogların devamlı tavsiye ettiği şey: “Seni anlıyorum şu an kızgınsın, seni anlıyorum çok korktun, seni anlıyorum çok üzülüyorsun” gibi, duygularını dışa vurmasına kelimelerle yardımcı olmak ve aslında onu anladığınızı ifade etmek. Burada olay bu kadar naif değil malumunuz. Bir markette istediği abur cubur alınmadı diye kendini yerlere atan bir çocuğun yanına usulca eğilip”seni anlıyorum almıyoruz diye çok üzüldün, çok kızdın” filan diyebilen nadide anneler el kaldırsın. Çocuğu yerden kaldırmaya çalışan,başaramayınca etrafa rezil olma korkusuyla istediğini alan anneler de el kaldırsın. Dikkat, şimdi daha uygulanabilir ve makul ve yapılası hareket geliyor. Çocuğun yanından sizi görebileceği ve sizin de onu görebileceğiniz bir mesafe kadar ayrılmak ve bu çocuk da kimin böyle acaba diye etrafa şaşkın şaşkın bakmak. Evet, başardınız olması gereken bu! Çocuk duygularını ifade ediyor mu? Evet, deli gibi çırpınıyor. Müsade ettik ama müdahale etmedik işte daha ne olsun! Yeterince ifade ettiyse duygusunu sıradaki duyguya geçebilir: Annem dediğimi yapmayacak belli, yerlere yatmak da çözüm olmadı, durumu kabullenmek en iyisi. Bir daha da kendimi yerlere atmıyım yaa, ne dediğim oluyor ne bi kaldıran filan desin çocuk. Bazı çocuklar için ilginin iyisi kötüsü yoktur, sen ” ne oldu yavrum ” modunda konuşmaya devam ettikçe, seni tabi anlıyorum vs. dedikçe, ses tonunun artacağından endişe ediyorum çocuğun. Nasılsa ilgi çekiyorum biraz daha bağırayım! 

Kıskançlık meselesine de ayrıca değinmem lazım, tek çocuklu ev nadiren bulunduğu için bu konu ayrıca kitap olarak bile yazılmış bir konu malum. Çocuk kardeşini kıskanacak, kıskanmıyorsa ortada bir anormallik olduğunu ve bu duygusunu bastırmaya  çalıştığını düşünürüm şahsen. İkinci çocuğa hazırlandığım dönemde okuduğum bir kitapta şöyle bir tespite rastlamıştım. Çocuk kardeşini çok seviyor sürekli öpüyorsa, bu da kıskançlık belirtisi olabilir. Anne-babanın ilgisini çekmek için yapılan bir hareket ya da o bebeğe karşı duyguyu öfke karışımı kıskançlığı bastırma çabası. O zaman iki çocuklu olduğumda şahit olmadığım bu olaya, üç numara aramıza katılınca şahit oldum. Ne zaman birisi ufaklıktan bahsedip “ne şirin” filan dese, anında gidip öpüyor sarılıyordu ablası(-du mu dedim ben? Hala aynı da neyse). İnsan bazı şeyleri yaşadıkça, tecrübe ettikçe olgunlaşıyor ve fikirleri değişip oturmaya başlıyor zannımca. Birine sarılırken diğeri koşarak gelirse “kıskandın mı” diye soruyorum.(bunu ilk ikisiyle yapmazdım mesela.Ama yapmam gerektiğini düşündüm ve hissettim. Kıskanmalarının normal olduğunu ama hepsini de eşit derecede sevdiğimi vurguluyorum. Şimdi artık büyük oğlan, küçüğü ne zaman kucaklasam “anneee kıskanıyorum bak ama ” deyip kucağıma geliyor. Oysa önceden uzaktan bakardı tip tip.) Duygularını ifade etmeleri bizim açımızdan da aslında daha kolay ve güzel olmalı. Çünkü duyguyu bilirsek, neyle karşı karşıya olduğumuzu ve neyle baş etmemiz gerektiğini de biliriz. İşte bu yüzden, belki de ebeveyn olarak , çocukların duygularını dışa vurmaktan korkmamızın en büyük sebebi, bu duyguları öğrendiğimizde ona nasıl muamele edeceğimizi ve bu duyguların üstesinden nasıl geleceğimizi bilmemek sanırım. Öyleyse olayın bu kısmına yoğunlaşalım ve kendimizi bu konuda geliştirelim.

Ama ne olursa olsun, çocuklarımızla iletişimimizi koparmayalım.

Yazıyı tekrar okuyunca, eksik gördüğüm çok nokta oldu ama yazı çok uzayacak. Kısaca şuna da değineyim, çocuk eve birileri geldiğinde şımarmıyor aslında mutlu oluyor. Evet, bütün gün görmediği babası geldiğinde aynı sevinçten öyle davranıyor. Çocukların duygularını ifade etme şekli bizimkinden elbette farklı olacak, yoksa bizim adımız da “yetişkin” olmazdı. Biz duygularımızı yönetmeyi biliyoruz ama çocuklar bunu henüz yapamıyor(Hoş,bazı yetişkinler de yapamıyor da o yüzden onlara “çocuk gibi bu yaa” diyorlar).

Biz de iletişimi koparmayalım sayın okur, öyle birkaç hafta ortalıkta yoktuk diye bizi bırakıp gitme. Kim bilir, gidişimiz sessiz sedasız oldu ama dönüşümüz muhteşem olabilir….

 

Duyguları İfade Edebilme’ için 5 yanıt

  1. çok beğeniyorum yazılarınızı ve bekliyorum yenisi ne zaman gelecek diye,teşekkür ederim,hayırlı günler dilerim.

    Beğen

  2. Gerçekten bekliyordum sessiz takipçiniz olarak:) Çabuk vazgeçtiniz sandım blog işinden. 2 çocuklu, okuyan, sorgulayan, dini yaşamı önemseyen bir anne olmaya çalışırken yazılarınızı merakla bekliyorum.

    Beğen

Nesrin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s