Yasaklamak mı Açıklamak mı?

Babam der ki “İnsan bir sene önceki aklını beğenmiyor”. Bu sözü en çok anneliğe yakıştırıyorum. Hani hep tükürdüğümüzü yalamaktan bahsediyoruz; yapmam dediklerimizi yaptığımız gibi, doğru bulduğumuz ve zamanında yaptığımız şeylerden de vazgeçtiğimiz oluyor. Çünkü, değişmeyen tek şey, değişimin ta kendisi! Annelikten önce çoğumuzun bu konuda komşu bebesi sevmekten daha iyi bir tecrübesi varsa, o da evde küçük kardeşin olması idi sanırım. Bu nedenle elimize hastane odasında bir bebek tutuşturduklarında gerçekle yüz yüze gelmenin şoku ile ne yapacağımızı şaşırdık. Annelerimizi beğenmiyoruz çünkü onlar geçmişte kaldı; kitapları okuyoruz, pedagogları ve bebek doktorlarını dinliyoruz, çünkü moda onlar ve kesin onlar çağa hitap ediyor. Zamanla-ki bu zamanın çocuğun büyümesi ile değil çocuk sayısının artması ile alakası var kesinlikle- teori ile pratiği ayırt etmeye başlıyoruz ve doğru bildiğimiz davranışların aslında öyle olmasa da olabileceğini farklı metotları olduğunu görüyoruz. Bu biraz da, çocukların karakterlerinin farklı olduğunu anlamamızla ortaya çıkıyor. Biz aynı kişiyiz ama karşımızda-benim için- üç farklı karakter var. Ne yapacağız? İşte böylece tek tiplikten, tek doğruluktan ayrılıp işin teoriğini pratiğe dökmeye başlıyoruz. Bu uzun girizgahı neden yaptım? (Bir konuya doğrudan odaklanamayıp dallandırıp budaklandırdığının farkında yazar burada!)

Eskiden çocukların sihirli, büyülü çizgi filmler izlemeleri noktasında çok katı bir tutumum var idi. Benimkilerden yaşça büyük çocuğu olup bu konuda dikkat etmeyen annelerin çocuklarının oyun esnasında ve gerçekte de konuşma ve düşüncelerini görünce,bu konudaki katılığım yerini buza bıraktı. Müslüman bir çocuğun hayal dünyasının böyle kirlenmesine, bir şeyleri Allah’ın dilemesiyle değil, bir değnek bir kaş-göz işareti ile yapabileceklerine inanmalarına, sihir gibi Allah’ın haram kıldığı(ki hatta büyük günah) olan bir mefhumu böyle basitleştirmelerine prim vermemek adına asla izletmedim. Ama alttan alta da her zaman her şeyin Allah’ın dilemesi ile olduğunu ve yoktan var edenin Allah olduğunu anlatıyordum. Ve eve 3 senede bir kardeş gelmesinin bu kavramı anlamalarında da çok büyük etkisi oldu. Zira o karında bebek yoktu, birdenbire oluverdi!

Fark ettim ki, biz bu çocukları fanusta yetiştirmiyoruz. Evin içinde ne kadar sakınırsanız sakının, dış dünya diye bir yer var ve malesef görüştüğünüz insanlar kendiniz gibi olduğunu düşündüğünüz insanlar olsa bile, aynı hassasiyetlere sahip olmayabiliyor. Çocuk okulda duymasa, siz misafir anne ile muhabbet ederken misafir çocuk içeride cadı kazanı kaynatabiliyor! Okulda arkadaşı “elimdeki silgiyi bak nasıl yok edeceğim” deyip illüzyon gösterisi yapabiliyor. Ve aynı çocuk saf saf size gelip “nasıl yaptı bunu gerçekten de yok etti!” diyebiliyor. Bu nedenle yasaklamak mı açıklamak mı? sorusunun üzerinde uzunca düşünüp, bazı durumlara müspet çerçevede çocuk ile birlikte izleyerek/konuşarak/dinleyerek açıklık getirmenin daha doğru olduğu kanısına vardım.

Çocuklarla birkaç bölüm bu tarz çizgi filmler izleyerek durumu izah ettim. Sonra ellerine sopa verip istediklerini yapmalarını ve tabi ki yapamayacaklarını söyledim ve yine -daha önce dediğim gibi hep anlattığım için kolay oldu-Allah’tan başkasının yoktan var edemeyeceğini ya da var olan koşulu değiştiremeyeceğini anlattım. Bizim silahımızın dua olduğundan ve duanın Allah tarafından kabul olunarak dileklerin ancak yerine getirilebileceğinden de…(dua kavramını da nasıl anlattık di mi? Tamam, başka yazı konusu söz!. Yazar kaç tane yazı için söz verdiğini bile şuan unutmuş durumda:( )

Bir de illüzyonlar. Onların da altlarında yatan hileleri anlatan çok güzel videolar var seyrediyoruz ve aslında nasıl olduğunu, tamamen bir kandırmaca olduğunu anlıyorlar. (Bu tür derin açıklamalar üzerine daha çok yedi yaşla giriyorum yalnız, kızçe bu kadar derin sorgulamıyor şu an zaten, sanırım yaşla alakalı bir de ortamla. Oğlanın daha çok gündeminde bu aralar).

Yine de hala o tür çizgi filmler seyretmelerine izin vermiyorum; fakat şimdi neden izin vermediğimi biliyorlar. Mesela keloğlan masalları (trt’deki) izlettirmiyordum, yaşınıza uygun değil deyip geçiştiriyordum. Şimdi artık biliyorlar sebebini ve izlemek de istemiyorlar. Bu yasaklamak mı açıklamak  mı konusunu sirk gösterisine gitmek istediğinde de yapmıştım. Okuldan sirk için ücretsiz bilet dağıtmışlar ve neden sirke gitmediğimizi açıkladıktan sonra, bileti verilen sirk gösterisi ile ilgili birkaç video bulup seyrettirdim ki merakı törpülensin.

Birçok konuya uyarlanabilecek bir konu bu. Merak duygularının önüne geçmemek ve yasaklarken açıklayarak yapmak gerekir diye düşünüyorum. Mantıklarına yatan şeyleri kabul etmeleri de çok kolay oluyor. He bazen mantıklarına uymuyor olabilir ama o kadar da olsun. Hayat…