Duruş…

Bir inanca bağlı olan insanların bir duruşu olmalı diye düşünürüm hep. Bu inandığın değer, tek gerçeklik İslam ise hele, bu duruş daha sağlam, daha kuvvetli olmalı. İnandığın değerler uğruna bütün her şeyi feda edebilmeli, nefsinle savaşta galip gelebilmelisin işte bu yüzden. Neden kelime-i tevhid’in önce LA ile başladığını uzun uzun anlatmıştı lisede kimya öğretmenim. Dinin özünü ve sağlam duruşun ne olduğunu da ilk ondan öğrendim, neden bir Müslüman’ın saygı duruşundan rahatsızlık duyması gerektiğini de.

Günümüzde İslami değerler modernizim –izm’lerine yenik düştükçe, bu dik duruşu kaybeder olduk. Oysa en çok da Müslüman anne kimliğimiz ile, yetiştirmeye çabaladığımız çocuklar karşısında bu duruşu gösterebilmeliydik. İslamcı yazarların, psikologların ve her paylaşımında İslami bir nitelik taşıyan annelerin yaşantılarına bakınca bu denli üzülüyorum işte. İşte esas o zaman, kendi çocuğunu da bir  fanus içinde büyütemediğini ve “saadet asr”ında yaşamadığını anlıyorsun. Sen sanıyorsun ki, çevrendeki Müslüman anneler de böyledir, çocuklarının onun çocukları ile görüşmesini istiyorsun en çok. Ondan kötü örneklik görmez sanıyorsun ama İslam şuuruna sahip olmayan bir başkasından hiçbir farkı yok ne o annenin, ne de o çocuğun. O zaman senin çocuğuna bir şeyler anlatmaya çabalaman giderek zorlaşıyor. Soruyor çünkü çocuk, onlar neden yapmıyor? Geçen gün büyük oğlan bana ne dedi biliyor musun? “Neden herkesten farklı bizim kurallarımız, prensiplerimiz?” Şimdi küçükler, anlatınca anlıyorlar. Etrafta görüp yoksunluğunu çektikleri şeylerin yerine , daha iyisini, daha güzelini koyabiliyorsun. Çünkü sen biliyorsun ki “Helal daire, keyfe kafidir.” Fakat endişem odur ki, bu çocuklar büyüdükçe, bu anlatılanlar kifayet etmemeye başlarsa? Bunca farklılığa karşı dimdik duracak o gücü kendilerinde bulamazlarsa? Sonra diyorum ki, muhtaç oldukları kudret, damarlarındaki İslam kanında mevcuttur inşaAllah.

Her gün çocuklarıyla yaptıklarını İslami pencereden anlatmaya çalışan bir yazarın, evinin batman superman oyuncakları ile dolu olmasını mesela, anlayamıyorum ben. Herkesin evinde bir Barbie bebek olmasını da. Evinde cartoon network’ten tut, planet çocuk’a, Disney channel’a bütün kanalları sakınmaksızın çocuğuna izleten ve sözüm ona İslami şuura sahip olan anneleri de anlayamıyorum aynı ben. Kendisi pür tesettür olduğu halde kız çocuğuna bu konuda telkinde bulunmayı, 10 yaşını doldurmuş çocuğuna namaz alışkanlığı kazandırma konusunda gereken önemi göstermeyeni de. “Çok istiyor ne yapayım, arkadaşlarında da görüp özeniyor” deyip çocuğuna doğum günü kutlaması  yapanı da…

Bir duruşu olmalı Müslüman annenin.Bir şeyden sakınmak için,o şeyin illa haram olması gerekmez. Evet, içki içmek istese izin vermeyeceksin haram diye, haramlar konusunda kendince daha katı bir tutumun var. Fakat içinde bulunduğumuz şu çağda, hadiste dediği gibi Rasul(s.a.v.)’un, gayri Müslimlere benzemekten bizi bunca sakındırırken, ve dahi onlar ne yapsa aynısını yapacağınız bir dönem gelecek derken, nasıl da korkusuzca onlara benziyoruz? Çocuklarımızın da onlara benzemesinden gram korkmuyoruz dahası. Korkunç! Çocuk kendine kahraman olarak Batman, superman, spiderman’i mi bilsin? Yoksa bizim başta peygamberler olmak üzere, sahabelerimiz, alimlerimizi  mi örnek alsın? Üstelik onların süper güçleri filan yoktu, onların en büyük süper güçleri sahip oldukları imandı. Ne zaman herkes gibi olmayı bırakıp, çocuklarımızı sadece İslam’a göre yetiştirmeye çalışacağız? Çevremizdeki bunca şeye karşı, pes edip boyun eğiyorsak, herkes öyle diye, öyle yapıyor diye çocuklarımızı bundan mahrum etmeyelim diyorsak, sanki İslam yetersiz kalıyormuş gibi başka örneklikler arıyorsak, duruşumuzu bir gözden geçirmemiz gerekir. Ve biz bu halimizle, asla çocuğumuza gerçek İslami bir kimlik ve şuur kazandıramayız namazını kılan, Kuranını okuyan bir Müslüman olsa bile. Bu nedenle, önce iğneyi kendimize…