Tanıklık…

Çocuğunuz sürekli “anne” mi diyor?

-Anne şuna bak, ne güzel bir oyuncak di mi?

-Anne, bu benim sürekli saçımı çekiyor.

-Anne, parkta çocuk bana vurdu.

-Anne, abim oyuncağımı aldı vermiyor.

-Anne, kardeşim oyunumu bozuyor.

-Anne, geçen gün okulda arkadaşlarla ne oldu biliyor musun?

-Anne, parkta yeni arkadaşla tanıştım.

….

Olumlu ya da olumsuz her olayı size mi aktarıyor, anne kelimesini günde binbeşyüzyirmisekiz kere duymaktan bıkıyor musunuz? Hatta bazen “ayy biraz da baba deyin yeter!” mi diyorsunuz? Demeyin! Şimdi size güzel bir şeyden bahsedeceğim çünkü. Bazen yaşadığımız olaylar bizi bunalttığında, ağır geldiğinde, bakış açımızı değiştirmek bize çok fayda verir. Esasen kitap okumanın insana kazandırdığı en güzel yönlerden biri de, bakış açısını değiştirerek, olaylara farklı bakmasına ve böylece onun için olumsuz bir durumun olumluya çevrilmesine olanak sunmasıdır.

Geçenlerde bahsettiğim Doğan Cüceloğlu Damdan Düşen Psikolog kitabında bir örnek vermişti. Örnekte, geçen gemiyi gören ve “baba, bak büyük bir gemi” diyerek babasına seslenen çocuktan ve o an arkadaşlarıyla buluştuğu için onlarla ilgilenen ve çocuğunu duymayan babadan bahsediyordu.Çocuk sonra annesine sesleniyor, annesi de o  kalabalıkta gereken tepkiyi veremiyor. Cüceloğlu bu durumu “tanıklık” olarak ifade ediyor. Yani çocuğun hayatında baba, çok güçlü bir tanık ve çocuk ilk olarak babasıyla paylaşmak istedi.

Bu bakış açısı, hayata ve çocuklara bakışımızı değiştirecek bir yön diye düşünüyorum, şahsen bana öyle oldu çünkü. Üç çocuğun her biri bir yerden “anneee” diye bağırdığında, -bütün o Polyanna instagram annelerine inat- insan “anne” kelimesinden nefret edebiliyor bazen. Ama olaya böyle bakınca, çocuk hayatında seni güçlü bir tanık olarak görüyor. SENİ yani SENİ! Sana anlatıyor, seninle paylaşıyor, o denli önemlisin hayatında. İyi ya da kötü, şikayet ya da mutluluk paylaşımı, her ne olursa olsun sana söylüyor. Sen, onun hayatında, sevincini, üzüntüsünü, mutluluğunu, hüznünü ilk paylaşacağı kişisin demektir. Bu müthiş bir şey bence!

Çünkü bu çocuklar büyüyorlar. İleride kendilerine öyle tanıklar bulacaklar ki, belki de ağızlarından cımbızla laf alacağız. Böyle olmaması, hayatlarında her daim en güçlü tanık olabilmek için,bugün çocuklara çokça kulak vermemiz gerekir. Eğer “bak büyük gemi” diyorsa, o an oradaki herkesi, her şeyi bir kenara bırakıp, hevesini kırmadan “evet,büyük gemi” diyebilmeliyiz. Yoksa, ortamdan birisi onun bu yalnızlığını fark edip, biz atılmadan ortaya atılarak “evet yavrum büyük gemi, gel birlikte bakalım” diyebilir ve çocuklarımız ellerimizden kayıp gidebilir…

Biz oysa bebekken her anlarına her hareketlerine şahitlik edebilmek için çıldırırdık. İlk gülümsemesini kim yakaladı, ilk adımını kim gördü, ilk dişini kim fark etti, ilk hangi kelimeyi söyledi? Büyüdükçe ve sayıları arttıkça ne çabuk unutuyoruz o ilk heyecanlarımızı…