Tanışalım mı?

Merhaba;

Ben, her gün yüz binlerle ifade edilebilecek sayıda, muhtelif dil,din,ırk ve cinsiyete bağlı insanların geçtiği caddeye bakan bir evde oturuyorum. Evimin kapılarını sonuna kadar açıyorum ki, beni, çocuklarımı, yaptıklarımı görsünler. Gelip geçen bakıyormuş diye gocunmuyorum, neden gocunayım. Kapıyı açık bıraktıysam vardır bir bildiğim değil mi?

Temizlik yapıyorum mesela ve zaten an be an görüyor olsalar da, en sonunda “temizlik bitti, sıra yorgunluk kahvesinde” diye gösteriyorum geçenlere. Bayanlar gülücükler attıkça en samimi(!) halimle onlara karşılık veriyorum. Bazı adamlar girip girmemekte tereddüt eder bir ruh halindeymiş gibi bakıyorlar da onlara “x NO MEN x” diyorum. Eğer kadın kılığına girip de içeri süzülmeye çalışan olursa, onların bu kimlik karmaşasına anlam veremiyor, hepsini “bacım” olarak kabul ediyorum.

Her anımı göstermekten büyük zevk alan bir yapım var. Gelene geçene soruyorum. Bu halı bu odaya nasıl olmuş diyorum, yeni bir şeyler aldıysam mutlaka gösteriyorum. Kendime çeşit çeşit kombinler yapıp beğenilerine sunuyorum, bir yere gitmeyecek olsam da göstermek hoşuma gidiyor canım! Üstelik zaten kapının her daim açık olduğunu bildiğimden tesettürüme çok dikkat ediyorum. Bazen de görünmezlik kremi sürmüşüm gibi geziniyorum. Evimi, eşyalarımı, çoluğumu çocuğumu görüp beni görememek daha cazip geliyor olmalı ki, kapımın önünden geçenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Bir elbise ile arz-ı endam ettiğimde, abla maşallah su gibisin çok güzelsin filan denildiğinde, itiraf edeyim kendimi kelebekler gibi hissediyorum. “Beni bir bayan gözüyle bile bu kadar güzel görüyorlarsa, erkekler acaba ne düşünür hakkımda” diye aklımdan geçmiyor ama. Kadının tesettürü örtüsü ise, erkeğinki de göz kapakları değil mi canım? Kapatıversin bir zahmet o gözlerini!

Bir de aldığım elbiseleri, -gerek kendime gerek çocuklarıma olsun- evimdeki eşyaları “nerden aldınız acaba” diye soranlara katiyen cevap vermiyorum. Niye aynısından alsınlar canım! Hem burada mevzu elbise değil, o elbiseyi herkes üzerinde öyle benim gibi taşıyamaz. Boşuna heves edip, paraları gitmesin diye de düşünüyorum bazen.

Beğenip, “çok güzel, maşaAllah” filan deyip övgüler yağdıranları baş tacı ediyorum. Eleştirenler de oluyor tabi. Eleştirinin nereden, kimden ve nasıl geldiği çok önemli.  Bazı kökten dinci/ fundamentalistler geçiyor kapımın önünden mesela. Sanki dini bir kendileri biliyormuş gibi nasihatler, eleştiriler! Ameller kulla Allah arasındadır size ne! deyip geçiyorum. Zaten ben her Cuma ayet, hadis paylaşarak, pembiş Kuranımı geçenlere göstererek ne kadar dindar olduğumu ispat etmişim, gerisi umrumda değil.

Bazıları eleştirileri öyle bir yapıyor ki, çekemiyorlar anlıyorum. Benim evin önünden geçip, kendi pespaye evlerine gittiklerinden, kocamla aramdaki muhabbeti görüp, elinden kumanda, telefon düşmeyen kocalarına vardıklarından, ultra uslu çocuklarımla yaptığım binbir çeşit aktiviteleri görüp, düz duvara tırmanan çocuklarıyla karşı karşıya kaldıklarından bütün bu eleştiriler anlıyorum. Çok basit bir öneri sunuyorum onlara da: Geçme kapımın önünden beğenmiyorsan, başka yol mu yok?!

Bazı eleştiriler de beni göklere çıkarırcasına ve çok samimi anlıyorum. Zaten eleştiri dediğin, yıkıcı değil de yapıcı olunca bir anlamı var. “Dediklerinizi hemen uyguluyorum/dikkate alıyorum kızlar!” deyip, yine kendi bildiğimi okuyorum. He bu arada kızlar dedim, erkekler de yoldan geçiyor farkındayım ama daha önce de demiştim: “No MEN”!

Bazen de kendimi ulvi amaçların arkasına gizliyorum. Namazını gözlerinin içine soka soka kılıyorum mesela, sureleri sesli okuyorum. Çünkü bu bir gösteriş değil, teşvik etme aracı sadece. Kafalarını çevirip baktıkça, ibadetimle, vaazlarımla kendilerinden geçip beni örnek alsınlar da onların yaptığı amellerin sevabı bana da gelsin diye. Riya kelimesinin lugatine giremeyeceği, Saliha kadınlardanım zira…Senin gibi olabilsek keşke dediklerinde, yüze karşı övmenin dinimizde men edildiğini unutuveriyorum. Bu kadar övgüyü yakın arkadaşlarımdan, ailemden, kocamdan bile alamıyorum yaw!

İlmimi, bilgi birikimimi, samimi bir niyetle göstermek istiyorum bazen ama öyle övgüler geliyor ki, e biz de insanız neticede. Pohpohlanmak kimin hoşuna gitmez? Bu iş çığırından çıktı, işin içine riya giriyor, insanlar beni gözünde çok büyütmeye başladı artık ve amacımdan sapıyorum filan diye düşünecek olsam da, hemen kovuyorum bu düşünceleri. Sırf bu düşünceler yüzünden binlerce insandan vaz mı geçeyim? Hem belki de gözlerinde büyüttüklerinden daha büyüğüm, kim bilir! Zaten demiştim, riya duygusundan çok uzaklarda bir kimlik benimki, bulaşamaz, sanmam!

Çocuklarımla yaptığım bütün etkinlikleri de yine bu niyetle gösteriyorum öyle bağıra bağıra, biz buradayız diyerekten. Ben yapabiliyorsam siz de yapabilirsiniz diyorum. Aslında biliyorum yapamazlar ama, öbür türlü de niyetimi çok açık etmiş olacağım. Sonuçta herkes benim kadar mükemmel olamayabiliyor. Bazen öyle bir raddeye geliyorum ki, kapının önünden geçenler çoğalsın diye, her gün bir etkinlik, faaliyet peşindeyim. Maazallah, bir gün boş görürler bizi, ertesi gün uğramaz ya da eşe dosta tavsiye etmezler.

Bazı geceler geç saatlere kadar açık kapım, biliyorum ki o saatlerde de oradan geçen binlerce insan olacak yani. Ama uykum gelince artık kapıları kapatıyorum ve bütün gece, ertesi gün kapımdan geçeceklere sunacaklarımı düşünüyorum. Arada bir hani olur ya, samimi bir tefekkür hali insana. O oluyor bana da, sonra diyorum ki heh işte bu düşünce mükemmel bir şey! Ertesi gün bunu yüksek sesle söylüyorum geçenlere ve duymak istediğim şeyi duyuyorum: “Sen ne kadar mükemmel bir insansın, ne mükemmel bir annesin, ne mükemmel bir kadınsın. Senin çocukların, arkadaşların ne şanslı.”Biliyorum…

Siz de bu şansa erişip benimle tanışmak ister misiniz? Gerçi pek çoğunuz kapımın önünden geçmiştir tahminen ama Merhaba, ben, sosyal medyanın tozunu attıran o Müslüman anneyim!

Reklamlar

6 thoughts on “Tanışalım mı?

  1. Çok çok güzel yazdınız elleriniz dert görmesin… İnşaAllah yaziyi okuyupta kendine gelenler olur en icten samimice!

    Beğen

    1. Amacim aslinda elestirmek değildi de belki bu pencereden bakip olayi sanaldan gercege bir bakış açısına cevirirsek,ibret alan hâlâ vicdan sahibi olanlar olur diye umut ediyorum 🙂

      Beğen

  2. Allah razı olsun , her harfi sana dönüş sağlayacak bir hanefe bulunsun inşaallah. Baştan sona isabetli cümleler . Dahada yazılır bitmez de buda anlayana yeter. Selam ile

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s