Daha İyi Bir Anne Olabilmek İçin-1-

Biz nerede hata yapıyoruz biliyor musunuz? Çocuklarımızı nasıl yetiştiririz diye sürekli kendimize sorarak. Daha önceki yazılarda da birkaç kez değinmiştim önce kendimizden başlamalıyız işe diye. Bunu iki cihetten söylüyorum: İslami olarak ve insani olarak. Yani biz Müslüman anneler olarak İslam’ı düşünüyor, hep o açıdan yaklaşıyoruz olaya. Bunun için önce kendimizi geliştirip, daha iyi bir Müslüman nasıl olabilirim demeliyiz evet; ama işin daha ince bir boyutu var ki o da insani boyutu. Biz insan olarak kendimizi ne kadar geliştirebiliyoruz? Hani vardır ya Yunus Emre’nin: Bir kez gönül yıktın ise/Bu kıldığın namaz değil şiiri. İşte onun gibi, ibadetlere yoğunlaşmak, çocuğumu İslami bir yaşantı ile yoğurmaktan öncesi, kendimde var olan özellikleri biliyor muyum? Kendimi tanıyor muyum? Çocukluğumdan getirdiğim yaraların ne kadar farkındayım ve onları ne kadar sarıp sarmalayıp iyi edebiliyorum? Dahası, onları kabullenip kendimi seviyor muyum?

İşte bu yüzden bu yazı dizisine başlarken ilk yazıda işin insani boyutunu ele almak istedim. Biz, evlenince eşimizi tanımaya çalışıyoruz. Çocuklarımız oldukça onları tanımaya çalışıyoruz ama kendimizi tanımak için çaba göstermiyoruz. Çünkü “ben, benim işte. Ne demek kendini tanımak!” diyoruz çoğu zaman, şaşırıyoruz bu soruya. Çocuk eğitimi adına kitaplar okuyoruz, programlar dinliyoruz. Çocuğa şöyle yaklaşın, böyle yapın. Okurken ne kolay, ama yapamıyoruz. Neden?Çünkü senin içindeki çocuk çok bambaşka bir şey söylüyor sana ve o sağlıksız çocuğun yönlendirmesiyle hareket ediyorsun çoğu zaman. Hiç kızılmayacak şeylere kızıyorsun bazen, gereksiz bağırıyorsun, bir dakika önce canım cicim diye öpüp okşadığın çocuğu iki dakika geçmeden hırpalıyorsun. Bilemiyorsun çünkü hangisi olmalı tam olarak? İçinde bir çatışma hali var devamlı. Kızarken “elbette kızacağım çok haklıyım, o da beni kızdırmasın” diyorsun. Biraz sonra vicdan azabı çekerken “ben ne kadar kötü bir anneyim, aslında o kadar da kötü bir şey yapmamıştı” diyorsun.  Sonrasında çocuktan özür dileyip, ilişkiyi iyice laçkalaştırıyorsun. Allah Rasulu (s.a.v.)’nun dediği gibi oysa “Sabır, musibetle ilk karşılaşıldığı anda gösterilendir”.

Çocuğum çok başarılı olsun diye çabalıyorsun mesela, çok düşünmüyorsun o bunu istiyor mu gerçekten diye. Onun başarıları ile övünme çabasında mısın?Yoksa gerçekten de hayatta başarılı olsun, bir yerlere gelsin istiyor musun? Bunu kendine samimi soracaksın ama. “Tabi ki ikincisi” demeyeceksin hemen. Eğer ikinci seçeneği seçersen, o zaman sana “bunu çocuğa rağmen mi istiyorsun” diye sorarım. Yani çocuk ders çalışmak istemiyorsa mesela, okul onun gözünde çok önemli değilse, mutsuz ola ola, elinde terlik başında bekleye bekleye ödev yaptırıyor musun? Demek ki ilk planda düşündüğün çocuk değilmiş…

Başkaları tarafından çocuklarına gelebilecek hiçbir eleştiriye hazır değilken, kendin en ufacık hatalarında bağırıp hakaret ediyor musun? Demek ki çocuklarını başkalarından koruma isteğin, çocuklarının iyiliği için değil, “benim çocuğuma kimse laf edemez” diyerek “ben”i ön plana çıkarmandan, kompleksten, özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Okuyorsun türlü türlü psikologları. Tutturmuşlar bir güvenli bağlanma. Nedir Allah aşkına? “Çocuğum şöyle şöyle davranıyor, biz güvenli bağlanamamış mıyız yani şimdi?” Bu sorunun, bu korkunun altında neler yatıyor görebiliyor musun? Kendi ailesiyle kuramadığı bağlantının ezikliğini hisseden zavallı, masum yavrucak! Yoksa sen çocuğunun öz bakımlarını yerine getiriyor ve en önemli ihtiyacı olan dokunsal sevgiyi ona veriyorsan, kişiliğini zedelemeden hareket ediyorsan, daha ne yapacaksın?

Çocuk yemek yemiyor diye kendini paralıyorsun. Çeşit çeşit şeyleri katıp karıştırıp yedirmeye çabalıyorsun. Ağzını sıkıştırıyorsun, üstüne çıkıyorsun, bağırta bağırta karnını doyuruyorsun. Acaba çocuk cılız kalınca “bi çocuğa bakamamış” demelerinden korkuyor olabilir misin? Yoksa gerçekten de çocuk aç kalacak, güçten düşecek diye mi korkuyorsun? Oysa bu şekilde iştahsız olan çocukların çoğunun ne kadar hareketli olduğunu da görmüşsündür.

Ben kendimin farkına varmak istiyorum diyerek başlamalıyız anneliğe. Ve biliyor musun? Anne olmadan tam olarak kendini tanıyamaz, içindeki çocuğu keşfedemezsin. Çocuğunla iç çocuğun yüzleşmeye başladığında idrak edeceksin aslında her şeyi. Evlendiğinde başlar bu olay yavaş yavaş, neden böyle tepkiler veriyosun mesela eşine, neden tartıştınız ve senin tutumun ne oldu? Bunların ardından gelen kendini tanıma isteği, çocuğuna çok faydalı olacak. Çünkü, kendini bilen, aklı başında bir annenin yetiştireceği çocuk, sağlıklı bir iç çocuğa sahip olup, kendini bilerek yetişecek inşaAllah. Şimdi bizim yaptığımız gibi sürekli kendini keşfetme çabasında olmayacak 30 yaşından sonra…

(Kendimizi tanıma konusunun devamı ve bununla ilgili okumamız gereken kaynaklar, ikinci yazıda. O zamana kadar biz, içimizdeki çocuğun sesini dinlemeye çalışalım..)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s