Çocuk ve Namaz

Peygamberimizin (s.a.v.) bize söylediği her sözde ne hikmetler gizli. Keşke biz, kendi mantığımıza ve yaşantımıza değil, onun nasihatlerine ve emirlerine uysak da, hayatta da ahirette de sıkıntı çekmeyenlerden olsak. Namaz konusu, bu konuların en başında geliyor şüphesiz. Çünkü insanın imanına işaret eden en büyük ibadet ve kulun ilk sorulacağı ameli namazdır. Bundan sebep ki Efendimiz(s.a.v.) “Çocuklarınıza 7 yaşında namazı öğretin, 10 yaşına geldiklerinde kılmazlarsa hafifçe dövün” mealindeki hadisini buyurmuştur. Namazın diğer ibadetlerden üstünlüğünü ve bir insanın Müslüman kimliğini belirlemesi açısından önemini böylece daha iyi anlıyoruz. Buluğ çağına ermesini beklemeden emrediliyor namaz. İbrahim Canan’ın Peygamber Sünnetinde Terbiye isimli kitabında belirttiği gibi, hiçbir ibadet için 3 yıl gibi bir alışma süresi verilmemiştir. Bu da, nefsin namaza alışmasının ne kadar zor ama ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Çocukların buluğ çağına ermesine yakın ya da ermesiyle birlikte namaz telaşı başlıyor annelerde. Çünkü amel defterine artık her şey yazılacak, o zamana kadar günahsızdı diye kabul ediliyor. Fakat öncesinde Daha küçük deniliyor, 7 yaşındaki bir çocuk için hele, “ufacık ya bu, ne namazı” diye düşünülüyor. Oysa hani ayette diyordu ya Allah ve Rasulu bir işe hüküm verdiğinde biz sadece razı olacaktık? Bize namazı çok küçük yaşlarda öğretmemiz tavsiye edildiyse, buna harfiyen uymak zorundayız. Çocuk anne-babayı namaz kılarken görüyor nasılsa diye düşünüp, tuzağa düşmemeliyiz. Şu an namaz kılmayan gençlerin/yetişkinlerin çoğunun evinde namaz kılınıyordu. Hatta öyle ki bazı evlerde teheccüd atlanmıyordu. Ama çocuğa ufaklıktan itibaren namaz telkin edilmiyordu, zamanı gelince yapılacak bir amel gözüyle bakıldığından sebep. Ve zamanı geldi, çocuk büyüdü, seccadeler ona uzak oldu. Allah muhafaza…

Çocuklarımızın üzerine bu denli titriyor, onların saçının teline gelebilecek en ufacık tehlike ve tehditten yana endişe ediyorken, kendi ellerimizle ahiretlerine halel getiriyor muyuz acaba? Henüz anaokulunu bile araştırırken, eğitimi iyi olsun, pedagogları olsun, İngilizce eğitimi olsun filan gibi kriterleri yüksek tutup, 4-5 yaşından itibaren hayata iyi hazırlansınlar diye çabalıyorken, geçici dünya hayatını hedef merkezine koyup, ebedi ahireti unutuyor muyuz?

Namaz, bu dinin olmazsa olmazıdır ve bundan sebep üzerinde bu kadar durulmuş, çocuk henüz buluğa ermese bile kılması -önce tavsiye,sonra- emredilmiştir. Küçücükken biz kıldıkça yanımıza gelen, bizi taklit eden yavrular, fıtraten doyurulmayı bekliyor aslında.Özü o ibadete yatkın ve muhtaç çünkü. Ama zamanla biz o yavruyu çağırmadıkça, namaz konusundaki aşinalığı git gide azalıyor ve evde büyüklerin yaptığı bir eylem gibi görülüyor. Çocuğunuz küçük de olsa, çağırdığınızda gelmese de çağırın. Hadi namaz kılalım dediğinizde gelmez belki -ki çoğu zaman ufak çocuklar gelmiyor. O aşinalığı kaybetmemesi için, namazın gündeminden hiç düşmemesi için çağırın yine de. Peki namaza nasıl alıştıracağız? Bu konuda kitapçıklar, kitaplar ve yazılar olsa da, ben de birkaç kelam yazmak isterim. Lakin bu yazı yeterince uzuyor, zaten yıllardır uzun yazdığım için eleştiri alıyorum, kısa keselim. Bir sonraki yazımızda da namaza nasıl alıştıralım konusuna değinelim inşaAllah….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s