Çocuklarımızı Namaza Nasıl Alıştırırız (7 Yaş Sonrası)

7 yaşından sonra namaz konusunda neler yapabiliriz? 10 yaş, artık beş vakti kesin kılması gereken bir zaman ise, bu üç yıllık süreci nasıl geçireceğiz?

Öncelikle şunu hatırda tutalım ki bu kadar uzun bir süre verilmiş olması, eğitim açısından esnek davranmamız ve namazın rükunlarını tam anlamıyla kazandırabilmemiz içindir. Esnekliği gevşeklik olarak algılamamalı, nasılsa üç sene var deyip eğitimi ertelememeliyiz.

Namaz surelerini, abdest almayı, namazda okunması gerekenleri bu yaşa kadar öğrenmediyse öncelikli olarak onları öğretmeli, hatta bunu birkaç aylık bir sürede halletmeliyiz. Bundan sonrası için iki yol izleyebiliriz. Ya bir vakit ile başlatıp her gün aynı vakti kılmasını alışkanlık haline getirebiliriz.  Mesela akşam namazı ile başladık. Ara ara cemaat namazlarına katılması, camiye gitmesi, kendi içinden gelmesi dışında her gün mutlaka akşam namazı kılmasını tembihleyebiliriz. Bunu oturttuktan sonra akşam namazına yatsıyı ya da diyelim öğle namazını ekleyerek devam edebiliriz. Üç yıl içerisinde bütün vakitler tamamlanmış, 10 yaşa geldiğinde zaten kılıyor olur. Ya da ikinci yol, gün içerisinde karışık olarak namaz kılmasını sağlayabiliriz. Mesela bugün ikindi namazını kıldı, yarın hadi akşam namazını kıl diyerek her gün mutlaka bir vakti kılmasını yerleştirebiliriz. Bunu zamanla iki vakte, üç vakte çıkarabiliriz. 10 yaşa geldiğinde yine beş vakti tamamlamış olur.

Tabi her şey böyle uygulandığında hemen çocuk tarafından da kabul edilip yapılacak diye bir kaide yok. Çocuklar namaz konusunda farklı yaklaşım sergiliyorlar her konuda olduğu gibi. Kimisi hemen bütün vakitleri kılmak isteyecek kadar hevesli, kimisi kendiliğinden bu kadar hevesli olmasa da siz söylediğinizde uygulayacak kadar olumlu yaklaşıyor, kimisi ise kaçınmayı tercih ediyor. İşte burada esas özel ilgi isteyen bu kaçınan grup. Namaz konusunda isteksiz, bu süreçte bizi zorlayan çocuklarımıza karşı nasıl bir tutum içerisinde olmalıyız?

Öncelikle yapmamız gereken çocuğu soğutmamak aslında. Çünkü nadiren çocuklar bebekliklerinden beri şahit oldukları namaz konusuna soğuk yaklaşırlar. Bir de önceki yazıda yazdıklarımı bebekliklerinden bu yaşa kadar uyguladıysak, (işin imtihanı olması hariç) çocuklar namaz konusunda isteksiz olmazlar. Biz onları eğitim sürecinde soğutabiliriz. Nasıl? Oyun ya da ilgilendikleri bir şey olduğunda (tablet,çizgi film, arkadaş ortamı) onun başından kaldırıp namaza çağırarak mesela. Namaza çağırırken kullandığımız kelimelerle örneğin. Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır demiş ya atalarımız, bunun hakkını vermemiz lazım. Namaza başladığını tebrik alacağı ortamlarda sesli dile getirmek teşvik açısından çok önemli. Anneannesi biliyor musun, benim oğlum namaza başladı demek gibi. Abdest mevzusu var bir de. Çocuklar çok üşeniyor abdest almaya, keza biz yetişkinler de öyle. Abdest varsa ezanı duyan namaza kalkabiliyor, abdest yoksa o namaz devamlı erteleniyor. Bu yüzden abdest konusunda zorlamamak gerekir. Abdestin var mi diye sormalı tabi ama abdestim var diyorsa, (ve biz olmadığından çok eminsek bile) yalancı durumuna düşürmemek ve çocuğa inanmak gerekir. Bu yaş döneminde amacımız namazı sevsin ve kılmayı yavaş yavaş alışkanlık haline getirsin.

Hiçbir şekilde namaza yanaşmayan çocuklar için ilk iş kendi tutumlarımızı gözden geçirmek olmalı. Bir yerlerde yanlış yapmış olabilir miyiz? Yaptığımız yanlışı bulursak onu düzeltmemiz daha kolay olacaktır. Ama her şey biz annelerin hatalı tutumundan kaynaklanıyor değildir elbet, bazı şeyler imtihandır. Böyle durumlarda da sabrı elden bırakmamalıyız. Her seferinde sabırla namaza davet etmeli, her kıldığı vakte ödüller koymalı, teşvik etmenin yollarını aramalıyız. Ama asla ceza ya da sevdiği bir şeyden men etme yoluna gitmemeliyiz. Bu asla bir çözüm olmayacak, aksine işleri daha da çetrefilli bir hale getirecektir. Kalplere hükmedecek olan Allah’tır ve biz O’ndan daha merhametli değiliz. Bu yüzden sabırla devam edeceğiz namaza davet etmeye. Asla kızmadan, bağırmadan, kötülemeden. Ve duayı hiçbir zaman elden bırakmamadan.

Tabi namaz konusu çok uzun bir konu, gelişigüzel bir özetle yazmaya çalıştım sadece. İnşaAllah kıble ehli, secde ehli evlatlarımız ve neslimiz olur. Ve buna vesile olduğumuz için de öldükten sonra da amel defterimiz kapanmaz ve her kıldıkları namazın sevabını alırız. Bunu düşünürsek, yani ahirete yatırım gibi algılarsak daha sabırla ve daha müşfik yaklaşabiliriz….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s