ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ KULLANIMI -1-

En çok problem yaşanan, kafa karışıklığına sebep olan konulardan birisi çocuklardaki teknoloji kullanımıdır. Meselenin birçok boyutu olması hasebiyle, değerlendirmeyi de çok boyutlu yapmak zorundayız. Önceden bu konuyu konuşurken sadece “ekranla tanışıklık” üzerinden konuşuyorduk. Çocuk kaç yaşında ekranla tanışmalı? Kaç yaşında çizgi film izlemeye başlamalı ve süresi ne kadar olmalı? Günlük sıklık mı haftalık program mı yapmalı? Hangi yayınları izletmeli? vs…gibi sorular zihnimizi kurcalarken çok daha geniş bir alana ulaştı teknoloji kullanımı. Akıllı telefonlar ve tabletlerin hayatımızda aktif bir biçimde yer almasıyla, çocukların artık bir şeyler seyretmekten de öte oyunla tanışması konusu da gündemimize girdi. Bu kez “Kaç yaşında tablet almalı? (daha büyükler için kaç yaşında telefon almalı) Ne sıklıkla müsaade etmeli? İnternet erişimi tamamen kapatılmalı mı?” gibi ve daha fazla soru, daha önceki soruları zaten tam halledememişken beynimizde yankılanmaya başladı. Bununla ilgili birçok yazı okumuş, program dinlemiş olsak da, baktık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Belki şartlar, belki çocuğumuzun durumu, belki etrafın etkisi bizi bambaşka bir noktaya taşıdı. Ama burada önemli olan tek şey vardı aslında: Bizim kafamızın da tam olarak net olmaması!

Biz bu sorulara bir yetişkin olarak kendi iç dünyamızda henüz cevap bulamamışken, işin çocuklara bakan yanını da tam anlamıyla neticelendiremedik. Ne kadar kullansa zararlı olur, kaç yaş öncesi onun için sakıncalıdır, onların yerine ne alternatif koyacağız, yasaklamak daha mı iyi herkeste varken gibi düşünceler kafamızda net olmayınca, çocuğa karşı tutumumuz da net olamadı haliyle. Bu kez çocuk, bizdeki bu tutarsızlığı hissettiği için çok güzel sömürebildi bizi. Küçük bir çocuk eline bıçak aldığında ne tepki verirsiniz? Çok net ve kararlı bir şekilde çekersiniz elinden ve o noktada tutumunuz da çocukta kesinlik uyandıracak şekilde olur. Çocuk bunu anlar. Ama eline tablet aldığında yarım ağızla “bırak da onu başka şeylerle uğraş” dersek olmuyor bu iş. Bir arkadaşım misafirliğe gittiğinde evin 9-10 yaşlarındaki iki erkek çocuğunun ikisinde de tablet olduğunu söyledi. Onlar orada durduğu müddetçe çocukların tabletle oynadıklarından bahsetti. Ve annenin de “ne yapayım, hep ellerinde engel olamıyorum” dediğini söyledi. Burada düşündüğüm konu şu: Gerçekten rahatsız oluyor mu anne? Bir taraftan içinde, yanlış bir şeyler olduğunun farkında ve vicdanen rahatsız, ama bir taraftan da içten içe bu durum işine gelmiyor mu? O iki erkek çocuk, kafasını tablete gömdüğünde sesleri çıkmaz. Kavga yok, gürültü yok ve annenin onlara alternatif sunma gibi bir uğraş verme zorunluluğu yok. Nefse ne kadar hoş geliyor değil mi? Çünkü tam anlamıyla anne kendini, bu durumun zararları konusunda ikna edebilmiş değil. Öyle olsa, imkanları zorlayıp bu duruma bir dur demeye çalışırdı. Bunlar tabi benim gözlemlerin neticesinde ortaya çıkan şahsi fikirlerim. Bu bir tane örnek değil çünkü, onlarcasına tanıklık ediyoruz. Geçenlerde yine bir misafirlikte 11 yaşındaki erkek çocuk tableti elinden bırakmadı bütün akşam. (Diğerleri oyun oynamaya çalışırken bu kez herkesin aklı onda kalıyor haliyle.) Annenin savunması çok açıktı aslında: “Ne yapayım, tableti ellerinden alsam birbirlerine saldırıyorlar, hep bir kavga gürültü. En azından böyle sesleri çıkmıyor.” Çünkü bu durumun çocukta bıraktığı hasarın ve zararın net olarak bilincinde değil. Siz de kendi hayatınızda ya da etrafınızda şahit olmuşsunuzdur böyle vakalara.

Bazen hepimiz bunu yapıyoruz aslında değil mi? Misafir gelecek acelemiz var, iş çok vakit az. Vereyim eline tableti, telefonu ya da açayım bir çizgi film. O oyalanırken işlerimi halledeyim. Hem (çok çocuklu evlerde) kimse birbirine sataşmaz, ses seda da çıkmaz. Bunu biz kendi zihnimizde bir alternatif olarak düşündüğümüz için zaten çocuk da anlıyor durumu ve kullanıyor. Bir yere gittiğinizde “canım sıkıldı” kozunu kullanarak, sizi misafirlikte iki laf ettirmeyerek zor durumda bırakarak, evdeki çocuklarla bilhassa yaramazlık yapar şekilde bir irtibat kurarak sizi ona tablet/telefon vermeye zorlamıyor mu? Çünkü bunu bir kurtuluş yolu ve alternatif olarak gördüğünüzü biliyor çocuk. Ve kendisi de böyle görüyor. Acelemiz olduğunda mutfakta yemek yaparken mesela, önüne birkaç tencere tava koyup “hadi sen de burada yemek yap” demek alternatif olarak düşünülmüyor. İşlere dahil edeyim, oyalansın demek ya da. Oyun olmasa da, sözel olarak iletişim kurma yolunu da seçmiyoruz. Gel bakalım yanıma, hadi son harften kelime söylemece oynayalım ve benzeri birçok oyunla sözlü olarak da yanımızda oyalayabilmeyi alternatif olarak görmüyoruz. Bulaşık makinesi var diye bir su bardağını bile elimizde yıkamamayı marifet sayan kadınlar olarak, teknoloji var nasılsa deyip çocukları oyalamanın yolunu da aramıyoruz. Ver kurtul diyoruz bazen. Ve bu durum beraberinde bağımlılığı da getirebiliyor. Yani “çok bağımlı ne yapacağımı bilemiyorum” diye dert yanıyoruz ya bazen, suçun burada –maalesef- biz ebeveynlerde olduğunu düşünüyorum. Peki bu durumun önüne geçmek için ne yapmalıyız? Bu zamana kadarki davranışlarımızı düşünürsek çocuğumuz bağımlı mı, bağlı mı sadece? Kaç yaşından itibaren ve ne kadar süreyle müsaade etmeliyiz? Tek tek cevaplayalım…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s