Bağırmayan Anneler Atölyesi Notları

28 Şubat tarihli Hatice Kübra Tongar ile Bağırmayan Anneler Atölye Notları

Seminerin son haftasında konu Ceza ve Ödül idi. Çocuk eğitiminde sıklıkla üzerinde durulan ve herkesin farklı görüş belirttiği bir konu bildiğimiz gibi. Ceza vermeli miyiz ne kadar vermeliyiz, ödül mü versek, rüşvete mi alışır vs. Bütün bu soruların cevaplarını tek seferde vermek elbette mümkün değil. Bildiklerimizle içimizden geçenleri harmanladığımız zaman bir sonuca varabiliyoruz ancak. Bir anne olarak bu konuda da birçok yazarla/psikologla hemfikir olduğum ya da ayrı düştüğüm noktalar var elbette; bu nedenle baştan belirtmem gerekir ki aşağıdaki satırlar seminer notlarıdır. Yani Hatice Hanım’ın seminer boyunca anlattıklarının bir özetidir. Katıldığım ya da katılmadığım yerler vardır ama bunları ayrıca belirtmeyeceğim yazı uzamasın diye.

  • Ceza değil, “mahrumiyet eğitimi” denilmesi, söylemi yumuşatma çabasıdır sadece. Yani çocuğun elinden sevdiği bir şeyi alarak, onu bundan mahrum etmek de bir çeşit cezadır. Ben çocuğa ceza vermiyorum, onu sadece sevdiği bir şeyden yoksun bırakıyorum demek bir nevi kılıf uydurmak oluyor.
  • Çocuğun sergilediği davranış, buz dağının görünen kısmıdır sadece. O davranışının altında, duyguları, algıları, beklenti ve öz(benlik) vardır. Bu yüzden çocuğun iç dünyasındaki bu soyut kavramları anlayabilmemiz için, somut kavram olan davranışa bakmak gerekir. Davranışa bakarak, bunun altında yatan nedeni anlamaya çalışmalıyız.
  • Bir yetişkinin duygularını kontrol edebilmesi ve itidalli olması gerekir. Çocuk bu oto kontrolü sağlayamaz ama bir yetişkin sağlayabilir. Sağlayamıyorsa, önce oradaki sorunu çözmesi gerekir.
  • Ceza çocuk eğitiminde kullanılmamalı ama mesela suçluları cezalandırıyoruz. Öyleyse ceza verebilmek için karşıdaki kişide 3B bulunması gerekir: Bilinç, Beceri, Bilgi. Çocuk muhakeme yeteneğinden yoksun olduğu için zaman zaman verilen cezanın nedenini bile anlayamaz. Ya da diyelim ki bir tabak bardak taşıma becerisinden yoksun ama sen ondan bu işi talep ettin ve yapamadı. Ceza veremezsin bu durumda, çünkü 3B’den biri eksik: Beceri. Çocuk onu yapacak beceriye sahip olmadığı için karşılığında ceza vermek mantıksız.
  • Bir olayın travmaya sebep olması için, o durumu yaşayan kişinin kendini çaresiz hissetmesi gerekir. Verilen cezalar arttıkça çocuk kendini ebeveyn karşısında çaresiz hissetmeye başlar ve bu durum beraberinde psikolojinin bozulmasını getirebilir. Aksi halde her cezaya muhatap olan çocuk travma yaşar diyemeyiz.
  • Ödül kendinden önceki alanı/olayı bir angaryaya, yani bir an önce geçilmesi gereken bir zorunlu duruma çevirir. Diyelim ki çocuk pasta yiyecek, önce sevmediği bir yemek koyuyorsun önüne ve bunu yediğin zaman pasta yiyebilirsin diyorsun. Yemek çocuk için işkenceye dönüyor. Ya da önce namazını kıl sonra tablet, önce ödevini yap sonra çizgi film gibi…
  • Başarmanın, bir şeyi yapıyor olmanın hazzı çocuk için ödül olmalı zaten, ekstra ödüle gerek yok. Bu iç huzur ve mutluluk ona en büyük mükâfat olmalı.
  • Ödül bir rüşvet gibi davranıştan önce değil, davranıştan sonra verilmelidir ve çocuğun bundan haberi olmamalıdır. Çocuk bir şey yaptıktan sonra, içimden geldiği için veriyorum şeklinde vermeli ve her seferinde verilmemeli, alışkanlık ve beklenti haline getirmemeli. Bu bir takdir ifadesi olur ve çocuğu mutlu eder, rüşvet gibi her yaptığı işi beklenti içinde yapmasının da önüne geçer.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s