Anlamak – Anlayışlı Olmak (1)

Anlamak ve Anlayışlı Olmak Arasındaki İnce Çizgi

İnsanları anlamaya çalışmak, büyük bir çaba gerektirir. Doğrudan yargılamak, hareketlerini eleştirmek, altında yatan nedenlerin ne olabileceğini sorgulamadan yaftalamak, hatta bazen gıcık olmak, bu gıcık oluşlardan sebep o insanla arana büyük bir set çekmek en kolay olanıdır. İkinci aşamaya geçmek, savaşçı ruh halinin gereğidir Doğan Hoca’nın da vurguladığı gibi. Neden bu şekilde davranıyor, bana neden bunu yapıyor ve neden bugün mesela? Sizi asla anlamaya çalışmayan insanlara karşı içinde bulunduğunuz ruh halini düşünerek başlayalım meseleyi anlamaya. Bir arkadaşım yaşadığı bir olaydan bahsetmişti. “Kayınvalideme şu 9 senelik evliliğimde bir kez saygısızlık etmedim, evime her geldiklerinde ikramsız geri çevirmedim ve hep güler yüz gösterdim. Bir gün ben çok kötü idim (ruhen diyor burada), evimize geldiklerinde suratım asıktı ve kalkıp bir şeyler hazırlayacak halim yoktu. Dönüş yolunda beni kayınpederime çekiştirmiş, oysa bana bir kez bile senin neyin var böyle bugün kızım demedi”… Çünkü anlamaya çalışmaktansa, “gelin kısmı işte” diyerek yaftalamak, ötekileştirmek, hemen arkadan dedikodusunu yapmak daha kolaydır. Başkalarının içinde bulunduğu ruh halini düşünüp kafa yormaya ne gerek var BEN varken, BENİM dertlerim varken(!)

Biz İYİ bir insan, iyi bir Müslüman olmaya çalıştığımız için bizim “anlamaya” herkesten daha çok ihtiyacımız var. İnsanları anlamak emin olun ki en başta bize iyi geliyor. “Onun karakteri öyle olduğu için öyle davranıyor, öyle görmüş başka türlü davranmayı bilmiyor, yaşadığı sıkıntılar onu bu hale getirmiş olabilir ben olsam yerinde kim bilir nasıl davranırdım” gibi cümleler beynimizde dönüp durdukça anlamamız kolaylaşıyor. İnsan ilişkilerinde “anlamaya çalışmak”, çok büyük bir etkendir. Empati duygusu da böylece gelişir. Karşımızdakine karşı olumsuz duygular, nefret ve hatta kin beslememizin önüne bir set olarak çekiliverir. Karı koca ilişkisinde, akraba komşu ilişkilerinde, anne-babalarımızla kurduğumuz ilişkide bu böyledir. Çocukken babamı hep yargılardık mesela, ta ki bir gün dayısı “bütün çocukluğu dağlarda koyun güderek geçti, insanlara nasıl muamele edileceğini bilmiyor, herkesi koyun gibi güdebileceğini ve dahi hayvan terbiye eder gibi dayakla terbiye edebileceğini düşünüyor” dediği ana kadar. İşte o zaman, henüz 3-4 yaşlarında tarlanın orta yerinde annesi yanı başında burnundan kanlar gelerek veremden vefat eden bir çocuk beliriverdi gözümün önünde. Annesinin yüzünü hiç hatırlamayan, tek hatırladığı şeyin annesinin öylece yere yığıldığı büyük ağabeyinin başucunda hıçkırarak ağladığı sahne olduğunu söyleyen küçücük çocuk… Anlamaya çalışmak bir başka insanı, böyle böyle başlıyor… (elbette insanların yaşadıkları, onların KÖTÜ olmasını gerektirmez, kadere iman eden ve Allah’a tevekkül eden insanlar için bu durum zaten çok varılası bir son değildir belki. Fakat burada kastım, karşımızdaki kişi kötü de olsa, yaptığı bizi incitse de, anlamaya çalışmak kısmı. Diğer kısım, apayrı bir konu).

Çevirelim çarkı çocuklarımıza şimdi. Onları anlamak için ne kadar çabalıyoruz? Yaptıkları davranışları doğrudan eleştiriyor ve hemen kızıyor muyuz? Yoksa “neden” diye soruyor muyuz? (Devamı gelecek…)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s