Hadis Okumaları

Çocuk anlatıyordu okulda arkadaşlarıyla yaptıkları haylazlıkları. Bir arkadaşının yaramazlıklarını, diğerleriyle birlikte onu “adam etmek” için nasıl hırpaladıklarını.

-Anne, filanca var ya, hep gıcık hareketler yapıyor, bizi sinir ediyordu. Biz de kavga ettik okulda, ona şöyle vurduk, böyle yaptık,

diyerek akran zorbalığının bariz bir örneğini sergiliyordu. Annesi, şu “adam etmek” kısmına çok takılmıştı.

-Dur bir bakalım, dedi. Peygamber(s.a.v.) zamanında birisi yanlış bir hareket yaptığında acaba nasıl davranıyordu, onu düşünelim diyerek bedevinin mescide bevlettiği o meşhur hadisi anlatmaya başladı.

Çocuklar, bedevi nedir, mescidin duvarına mı? Caminin tuvaleti yok muymuş kısımlarına takıldılar tabi en çok. Anlattı anne tek tek hepsini:

-Bedevi, çöllerde yaşayan kişilere denir. Daha çok, çadır hayatı olan bu kişilerin kültürleri ve eğitim düzeyleri çok farklıydı. Cahil insanlardı ve şehir hayatına çok uzaklardı. Adam kendi toplumu içinde olsa hiç yadırganmayacağını düşündüğü bir hareket yaptı belki. Cami dediğimiz de,sizin şimdi gördüğünüz şekilde değil elbet canım. Etrafı kerpiç kaplı, üstü yaprakla örtülü bir yapı gibi hayal edin. Peki Peygamber(s.a.v.) ne yaptı adama? “Adam etmek” için, üstüne mi saldırdı sahabelerle(HAŞA)?

-Yok tabi ki öyle yapmamıştır, dedi çocuk.

-Hee, tabi ki yakıştıramadın Peygambere ve sahabelere böyle bir hareketi. Koskoca adam gelip insanların namaz kıldıkları mescide bevledecek ve onu adam etmek için yaptıkları tek şey, o işini bitirince onu güzelce uyarmak, nasihat etmek ve orayı temizlemek olacak(bakın ona temizletmek de değil, kendileri temizliyorlar).

İnsanlar bir hata yaptığında, güzelce uyarırsın. Dinlemez devam ederse, sen ondan uzaklaşabilirsin. Terbiye etmeye çalışmak, başlı başına sıkıntılı bir kavram zaten evladım. Bizim haddimize değil insanları “adam etmek”.Biz kendimizi adam etmeye, durumumuzu düzeltmeye çalışacağız. Başkalarına ancak Peygamberî bir metot ile nasihat edebiliriz.

Çocuk, başka zaman olsa belki itiraz edecekti ama, söz konusu Peygamber hayatından bir hikaye olunca, “peki anne” deyip iç dünyasında kim bilir ne düşüncelere daldı…

Reklamlar

Aradığınız Adalete Şu Anda Ulaşılamıyor!

Kütüphanedeyiz; kitap seçtik miniklerle. Ben bakmaya devam ederken, kızçe “ben gidip alayım, sen bakmaya devam et” diyerek kayıt alınan yere gitti. Bir süre geçti, gelmiyor. İçerisi de epey kalabalık, çocuk bölümünü bile gençler istila etmişler ders çalışıyoruz diye. N’apsın garibanlar ama e çocuklar da n’apsın! Herkesin haklı ama herkesin çaresiz olduğu öyle bir döngü. Neyse, göz ucuyla baktım ki kitap alınan yerde de sıra var. Bir yerde sıra var ve sen bu sıraya çocuk gönderdiysen, bu ülkede hataların en büyüğünü yapmışsın demektir. Öyleyse olaya acilen müdahale etmeliyim!

Gittim, küçücük boyuyla sıra bekliyor, arkasından önünden yetişkinler taarruza geçmiş durumda. Bir önündeki kadını parmağıyla işaret ederek, kaş göz etti. Ben “parmağınla gösterme, ne olduysa bana anlatabilirsin sesli olarak” derken kadın devreye girdi: “Bu kızcağız burada bekliyor, deminden beri sırasını alıyorlar, önce onun kitaplarını alsanız, bu bayandan önce” diyerek, kızçenin hemen arkasında olmasına rağmen çocuğun üstünden kitaplarını uzatan kadını işaret etti. Görevli, bizim kızın kitaplarını aldı, kadına da beklemesini rica etti. Bu durumda kadın bir iyilik yapmış gibi görünerek kendi kitaplarını aldı ve gitti. Diğeri -çocuk kafasından kitap atlatan hani- beklemeye alındı. Ama kızın o an bana anlatmaya çalıştığı, aslında o kadının da kendisinin arkasında olduğu halde öne geçtiğiydi. Hatta kadın görevliyi uyarır ve güya bizim kıza yardımcı olurken “yazık bizden önce geldi, deminden beri bekliyor” dedi. İşte bazen basireti bağlanıyor ya insanın, o an onlardan. Madem öyle sayın iyilik perisi, Senden önce geldiyse neden kendi işini halletmeden olaya müdahale etmiyorsun da, senin işin bitince kızın hakkını savunuyorsun? Hem de tevafuğa bak ki tam da annesi gelmişken!

Onca kitaplar yazılıyor, annelere anneliği ve çocuk eğitimini öğreten. Bu kitaplar çok satanlar listesinde ve yazarlarının fuarlardaki imza kuyruğu, Tanzim Satış Noktalarında bile yok. Bunca kitabı kim, neresinden okuyor diye siz de merak ediyor musunuz? Herkesin “kendine Müslüman” olduğu bir ortamda ne bekliyor ve ne istiyoruz değil mi? Yaşadığım her an şu dünyada umudumu kaybedip, nefretimi çoğalttığım saniyeler…Yazık Vallahi…

Bu ülkede adalet bekliyorsunuz… Kusura bakmayın ama daha çok beklersiniz…