Çocuk, Zaman, Değişim ve Tefrika Üzerine…

Çocukluğumuz ile çocuklarımızı devamlı kıyaslarız, bunu bizim ebeveynlerimiz de bize yaparlardı hatırlar mısınız? “Biz sizin yaşınızdayken….bizim zamanımızda…”söz öbekleri kulaklarımızı çınlatırdı. Öyle ki yüzyıllarca önce J.J.R.’nun yazdığı Emile kitabını okurken bile aynı şeyleri görmek hayrete düşürmüştü beni. Demek ki bu doğal ve kaçınılmaz bir süreç. İşte çocukluğumuz ile çocuklarımızı kıyaslarken, iki resim arasında bulduğum yedi farktan birisi , şimdiki çocukların birçok şeye her an ulaşabilir olmalarının verdiği maddi sahibiyet duygusunun yanı sıra manevi yoksunluk. Heyecan yok derler ya hani, heh işte tam öyle bir şey. Biz çizgi film saatleri gelse diye dört gözle beklerdik, o heyecanı düşünebiliyor musunuz? (Ki siz de yaşadınız aynı dönemleri.) Yeni bir elbise genelde ihtiyaç anında alınır ama özelde bayramlara saklanırdı. Büyük kardeşten kalan küçükleri giyen küçük kardeşin yeni bir elbise heyecanı hele neredeyse hiç olmazdı. Maddi yoksunluğun söndüremediği tek şey ise çocukluğunu duygularının yoğunluğu ile rahatça yaşayabiliyor olmaktı. Bu konu, çok uzun ve çok yönlü inceleyebileceğim,üzerinde sayfalarca yazabileceğim bir konu lakin bu yazıyı kaleme(pardon klavyeye) alma nedenim bu değil.

Çocukluk heyecanını yeniden yaşamak ister misiniz? Hatta bu kez çocuklarınızla birlikte. Öyleyse size felahkitap sitesinin tefrika yayınından bahsetmek isterim. Tefrika nedir bilir misiniz? Gazete veya dergilerde çıkan yazı dizisi. Arkası yarın’lar olur ya hani radyo tiyatrolarında, tam en heyecanlı yerinde biter ve büyük bir heyecanla ve sabırla beklersiniz ertesi gün olmasını. Şimdi dizilerin bile keyfi yok, televizyondan izlemektense youtube’a anında koyuyorlar zaten.Evinde televizyon olmaması bile şaşılacak durum değil artık(izlenecek dizi de yok zaten, hem dizi izlemenin kendisi de başlı başına doğru değil orası ayrı bir konu.neyse…). Oysa bu hikayeyi okurken, devamını merak edecek, her yeni eklenen sayfalarla hikaye genişledikçe sabırsızlanacaksınız. Ve bence çocuklarla böyle bir olayı tecrübe etmek çok şahane bir şey olacak. Ayrıca çocuklara tahmin ettirmece de oynatabilirsiniz. Birlikte okuyup, devamını yayınlandığı zaman okuyacağız  ama sen bir tahminde bulun bakalım diyebilirsiniz.

Kaçırmayın bu heyecanı çocuklarınızla birlikte yaşayın, onlar da görsünler bizim zamanımızda nasıl oluyordu bazı şeyler diye. Geçmiş ve gelecek nesil arasında köprü olun.

Zevkli okumalar için tefrikanın yayınlanan birinci bölümü ve bu da ikinci bölümü. Yazı dizisini felahkitap sayfasını takip ederek okuyabilirsiniz.

 

Reklamlar

Meraklı Minik

12771-0Özellikle okul öncesi yaş grubu çocuğu olan annelerden Meraklı Minik dergisini duymayan pek kalmadı sanırım ama yine de bilmeyenler için duyuralım istedim. Meraklı Minik, Tübitak’ın 2007 yılından beri +3 yaş çocuklarına hitaben hazırladığı bir bilim dergisi. Her ay farklı bir konu işleniyor çocukların anlayabileceği dilde. İçerisinde eşleştirme kartları, bazen domino kartları, her ayın konusuna göre kimi zaman maket kimi zaman da oyun düzenekleri yer alıyor. Dergi içerisindeki görseller, çıkartmalar ve alıştırmalar çocukları konunun içine çekme konusunda oldukça başarılı. Dergi okuma, süreli yayın takip etme alışkanlığı da kazanmış oluyorlar. Doğa ile, hayvanlar ile ilgili bilgilere ulaşabildikleri gibi, geri dönüşüm, farklı kültürler vs. gibi konulara da vakıf olabiliyorlar. Dergi tek seferde okunup incelenebilecek şekilde, çok detaylı ya da günlere yayılabilecek şekilde değil. Siz çocuklarla bir gün vakit ayırıp okuyarak inceliyorsunuz, sonraki günler onlar kendileri ilgileniyorlar. İçerisinden çıkan kartları da onlar için hazırladığınız özel bir kutuda muhafaza edebilirsiniz. Oyunlar zarlı olduğu için biz kurup oynamıyoruz, maketleri, maskeleri yapıyoruz sadece.

wp-image-572547743jpg.jpeg

Abone olabilirsiniz, kampanyaları var.Abone olduğunuzda yanında hediye kitap geldiği gibi, arşive ulaşma imkanı ve e-dergi aboneliği de kazanmış oluyorsunuz. Fakat bizim gibi her ayın konusunu inceleyerek de alabilirsiniz. Ben konularına bakıyorum, çocukların ilgisini çekecek bir konu ise ve ideolojik olarak ters düştüğümüz bir nokta yoksa alıyorum.

Detaylı incelemek isteyenler için ana sayfası burada.

Kitap Şenliği

50x70afis_1Anadolu Yakası’nın en büyük kitap şenliği olma iddiası taşıyan, masal okuma etkinliklerinden tiyatrolara, kitap fuarından yazar-öğrenci buluşmalarına müthiş etkinliklerle dolu olan bu şenliği, fırsatı olanlar kaçırmasın derim. %60’a varan indirimlerle 30 Aralık’a kadar devam edecek olan şenlik hakkında detaylı bilgiyi buraya tıklayarak alabilirsiniz.

Her Anne Bir Okul Seminerleri

Ensar Vakfı Eyüp Şubesi’nde 19 Aralık itibari ile Her Anne Bir Okul seminerleri başlıyor. Programın içeriği,saatleri, konuşmacıların tanıtılacağı bir ön” tanıtım programı” yarın (16 Aralık 2016) Eyüp Belediyesi Nikah Salonu’nda gerçekleşecek. Saat 10:00’da başlayacak tanıtım programına ve pazartesi yine aynı saatte başlayacak derslere imkanı olanların katılmasını tavsiye ederim.

Online başvuru için tık tık.

Masal Ağacı

Oynadığı dizi, filmler ve rol aldığı tiyatrolardan tanıdığımız oyuncu Ercüment Balakoğlu şimdi de Eyüp Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde çocuklara masal anlatıyor Masal Ağacı programı ile. Her pazar saat 12:00’ı gösterdiğinde çocukları 45 dakika boyunca masal diyarına götürüyor. 16 Ekim’de ilk anlatmaya başladığında bu kadar yoğun talep olacağını düşünememişler elbet, lakin çocuklar masal dinlemeye bayılıyor. Veliler de onlarla birlikte ayrılan alana girince zaten dar olan alan iyice daralmış ki artık kayıt alarak kabul edebiliyorlar minik dinleyicileri.

Anlatı bittikten sonra masallarla ilgili sorular da soruyormuş çocuklara, hem anlatırken karakterleri canlandırıyormuş da. (Mış’lı yazıyorum, henüz biz de dinleyici olarak katılamadığımız için rivayet olunan geçmiş zamanı kullanıyoruz.) Çocuklar için çok hoş bir etkinlik olabileceğini düşünüyorum. Bulunduğunuz ilçenin(İstanbul için söylüyorum elbet, diğer illerdeki belediye faaliyetlerinden haberdar olmadığım için) kültür sanat faaliyetlerini web sitelerinden, facebook hesaplarından takip edebilirsiniz.Biz annelere yönelik de çok güzel etkinlik, seminer, akademiler oluyor. (Afife Hatun Kültür Merkezi’ndeki Annelik Akademisi gibi mesela).

Detaylı bilgiyi buraya tıklayarak alabilirsiniz…

Masal demişken, çocuklara masal anlatıyorsunuzdur ya da aldığınız kitapları okuyorsunuzdur da, çocuklara masal anlattırıyor musunuz? Hani demiştik ya bütün gün vakit nasıl geçiyor diye, çocuklar çok sıkıldıklarında, sıkıntıdan artık birbirlerine sarmaya başladıklarında hemen şöyle yapıyoruz sevgili anneler: Patlatıyoruz bir kova mısır, ya evimizde resimli kartlar varsa onları kullanıyoruz ya da küçük küçük kağıtlara nesne/hayvan/bitki gibi isimler yazıyoruz. Çocuk bunlardan birini seçiyor ve anlatmaya başlıyor. Hem eğlenerek vakit geçiriyorlar, hem düşünme becerisi/hayal gücü vs. aktif hale geliyor. Ama ilk anlatan siz olmayın,hikayenizi kopyalıyorlar.

EDIT: Rivayet edilen geçmiş zamandan hikaye edilen geçmiş zamana : Çocuklar masalcı dedeyi, hikaye anlatışını ve masal bitiminde verdiği süpriz hediyeleri(kitap) çok sevdiler. Fakat haberde belirtildiği gibi bir kalabalık olmaması çok üzücü idi. Toplam 10 çocuk bile katılmamıştı. Böyle etkinliklere daha çok katılımcı sağlansa anlatıcı için de teşvik olurdu diye düşünmekteyim. 

Pentomino

bimBugün Bim’e Pentomino oyuncağı geliyormuş hem de yarı fiyatına. Sabah saatlerinde genelde gelen güzel oyuncaklar hemen bitiyor stoklarla sınırlı olduğu için. Nasibinizde varsa alırsınız bir koşu Bim’e gidiverin.

Pentomino nedir? Bir zeka oyunu ve aynı zamanda strateji oyunu. Verilen alanda elindeki birbirinden farklı şekilleri yerleştirmeye çalışıyor, bizim çocukluğumuzdaki tetrisi düşünün, mantık biraz aynı.O kadar farklı kombinasyonlar yapabilir ki, saatlerce oynayabildikleri gibi düşünme becerilerini de çokça artırıyor. Üstelik ahşap olduğu için güzel muhafaza edilirse kendisinden sonra yıllarca oynanabilir(Hoş, pentomino 3 yaşından itibaren herkese hitap ettiği için çocuk 20 yaşına da gelse oynayabileceği bir oyuncak).

İnşaAllah kaçırmazsınız..

(Bu oyuncağın geliştirilmiş hali var. Katamino ismi. Onda sayılar var ve uzun bir çubuğu kaç rakamına getirirseniz çocuk o kadar parçayı yerleştirmeye çalışıyor. Böylece oyunu kolaydan zora doğru oynamış oluyor.)

Okul Öncesi Eğitim Zorunlu mu Olacak?

Bugünlerde en çok konuşulan, tartışılan, kimilerinin hoşuna giderken kimileri tarafından eleştiri yağmuruna tutulan bir konu var: Okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi. Esasen daha önceleri de devlet erkanı tarafından dillendirilen fakat bu kadar ciddi dile getirilmediği için gündemi bu kadar işgal edememiş bir mesele idi. Fakat öğretmenler günü münasebeti ile yapılan görüşmeler sonrası Başbakan’ın -hele de bir “reform” niteliği değerinde görerek- açıklama yapması çoğu kişiyi tedirgin etti. Okul öncesi eğitimin zorunlu hale gelmesi çok şey demekti:

Birincisi, benim çocuğumun kamu malı sayılması konusundaki birçok uygulamaya- bakınız zorunlu aşılar, 4+4+4 ile zorunlu eğitim-bir yenisi ekleniyordu ve bu bir anne için rahatsızlık verici idi.

İkincisi, henüz -annenin çalışması gibi mecburi durumlar dışında- annesi ile evde vakit geçirmesi gereken küçücük çocukları, evden uzaklaştırma çabası idi. Biz biliyoruz ki bir çocuğun karakteri 5(bazılarına göre 7) yaşına kadar şekilleniyor. Bu dönemi evinden, aileden/anne-babadan ayrı geçiren çocuk model olarak kimi alacak? Sınıfta sayısı henüz belli olmayan onca çocukla uğraşacak olan öğretmeni mi?

Üçüncüsü, çocuklar böylece 2-3 yaşından itibaren okul ortamına alışacak cümlesinin korkunçluğu. İki nokta var burada: 2-3 yaşında henüz belki de tuvalet eğitimi bile almamış küçücük çocuklar demek, hatta bazıları anne sütü almaya bile devam ediyor. İki, okul ortamına alışmak için küçük yaşlarda başlamak gerektiğini düşünmek doğru değil. Bizim zamanımızda genelde 7 yaş civarı okula başlardı öğrenciler ve çoğu anaokulu vs. görmemişti. Çalışan annelerin kreş imkanları var ise, çocuk en iyi ihtimal(!) o kreşlere gitmiş olurdu. İlk birkaç hafta ağlayan, annesini özleyen çocuklar olsa da onlar da zamanla alışır, bu süreç en fazla o ilk birkaç hafta için sürerdi. Bu kadar kısa zamanda çocuğun atlatabileceği bir süreç için, 2-3 yaşında ön hazırlık yapmak da ne demek oluyor?

Dördüncüsü, ev okul yasallaşır mı ki bu ülkede de? gibi umutlar beslerken bir taraftan bizler, devletin küçücük çocukları bile zorla evden uzaklaştırmaya çalışmasının umutları yıkması olayı tabi…

Okul öncesi eğitimin zorunlu olmasına karşı çıkan annelerin başlattığı imza kampanyasına destek olmak istiyorsanız siz de bir imza bırakıp, sosyal medya hesaplarınızdan duyurabilirsiniz. (Ev Okulumuz sitesindeki bu yazıyı linkini kopyalayarak da paylaşabilirsiniz.)

https://www.change.org/p/ba%C5%9Fbakanl%C4%B1k-okul-%C3%B6ncesi-e%C4%9Fitim-zorunlulu%C4%9Funa-hay%C4%B1r?recruiter=450965822&utm_source=share_petition&utm_medium=copylink

Edit: Okul öncesi eğitim zorunlu hale gelirse yasal olarak, 54-66 ay arasındaki çocukları kapsayacak şekilde planlanıyor. Daha küçükler için-yazıda geçtiği gibi 2-3 yaş için olan kısım yasal zorunluluk değil. Bu sadece kapı açmış olduğu için karşı çıkıyoruz. 66 aydan itibaren ilkokula başlama zorunlu olacak denildiği halde, 60 aylık olanlar da dilekçe ile başlayabiliyor. Bu 5 yaşındaki ile 7 yaşındakinin aynı sınıfta aynı eğitime tabi tutulması demek. Okul öncesi için de karşı çıktığımız nokta bu. 54 aylık bir çocuğu da zorla eğitime tabi tutmak kabul edilebilir değil…Aşağıdaki görsel başbakanlık twitter adresinden geçen hafta gönderildi…2-3 yaşa neden değindiğimizi gösteriyor sanırım…

zorunlu-egitim