Kendin Yap…

DIY diye bir akım var bilirsiniz. Açılımı “Do it yourself” olan bu akım, bir şeyleri kendin yap manasına geliyor; bu her ne olursa. Kendii becerine, hayal gücüne, yöneldiğin alana bağlı. Ayrıca böylece artık maddelerin de çoğunu değerlendirmiş oluyorsun. Bazı kadınlar müthiş işler başarıyorlar, insan hayranlıkla izliyor doğrusu. Eskimiş bir kıyafetten çocuğuna etek-elbise yapanlar, hadi o olmadı oyuncak bebeklere elbiseler dikenler, keçeden binbir çeşit harika ürünler çıkaranlar, plastik şişe, karton rulo gibi atık eşyalardan geri dönüşüm harikası ortaya çıkaranlar…

“Çocuklarla nitelikli zaman geçirmek” ve “kapitalizmin tuzağına düşmeden az eşya,az oyuncak almak” kavramlarının ikisini birleştirince de ortaya DIY çıkmıyor mu sizce de? Çocuklarımızla etkinlik yapalım ama ne yapalım sorusunu sıkça soruyoruz. Çeşit çeşit etkinlik malzemeleri satılıyor dükkanlarda: Renkli simli şöniller, irili ufaklı ponponlar, çeşit çeşit boncuklar, keçeler, evalar vs… Bunların hepsini almak işin kolay tarafı da, ne tür etkinlikler yapacağını bulmak zor. Ben de bu konuda sıkça soru alıyorum ama bu postun devamında bunun tatmin edici bir cevabını alamayacaksınız malesef. Çünkü hayal gücü ve el becerisi konusunda sınıfta kalmış bir anne olarak, ben de bu manada zorluk çekiyorum, ama yalnız olmadığımı biliyorum . İşte bu sıkıntıları çeken annelere diyorum ki, iyi ki internet var, google var. El becerimiz çok gelişmiş olmasa da yapabileceğimiz daha basit etkinlikler var. Aslında bu yazı ile amacım, yapabileceğimiz etkinliklere örnek vermek değil, neden böyle bir şey yapmamız gerektiği üzerine konuşmak…

Çocukla birlikte bir şeyler yapıyor olmanın olumlu pek çok tarafı var. Çünkü bu durum çocukta şöyle pozitif düşüncelere sebebiyet veriyor.

  • Ben güzel şeyler başarabiliyor, emek verdiğimde ortaya çok güzel şeyler çıkarabiliyorum. (kendine güven ve saygı)
  • Annem bana değer veriyor ve benimle birlikte bir şeyler yapıyor, zaman ve emek harcıyor.(güvenli bağlanma)
  • Her şeyi satın almak zorunda değiliz, elimizden geldiğince yapabileceğimiz şeyler olacak, bunları parayla almaktansa yapmayı deneyelim.(üretimin içerisinde yer alma, tüketim çılgınlığına kapılmama)
  • Emek vererek yaptıysam onu korumalıyım, zarar gelmemesi için çok iyi muhafaza etmeliyim. (Eşyaya saygı ve eşya ile arasında sağlıklı ilişki kurma)

Çocukta yer eden bu duygu ve düşünceler elbette çoğaltılabilir. Bunlara ek olarak, çocuğun ileride hatırlayacağı çok güzel anılar olması da büyük bir artı bana kalırsa. Çocuğu okulsuz olan annelerin daha çok arayış içerisinde olduğunu görüyorum ki aslında 5.5 yaş okulsuz annesi olarak çok iyi anlıyorum. Fakat çocuğu anaokuluna giden ebeveynlerin de bu konulara duyarsız kalmaması gerekiyor. Çocuk nasılsa okulda etkinlik, aktivite yapıyor, arkadaşlarıyla oynuyor diye düşünülerek, o dönem çocukların evde daha çok ihmal edildiklerini düşünüyorum.

beşikOkullu olsun olmasın bütün çocukların yukarıda saydığım hisleri zaman zaman hissetmeleri gerektiği kanısındayım. Benim el becerim sıfır diyorsanız bile denemenizi öneririm. Çünkü internette ararken karşılaştığınız görsellerin çok uzağında ürünler ortaya çıkarsanız bile emin olun o, çocuk için çok kıymetli olacak. Misal, ben bir gün şu yanda gördüğünüz pet şişeden beşik yapımına rastladım ve ortanca çiçeği için yapmak istedim. Yaptığımız beşik güzel oldu ama tabi buna bu kadar benzemedi. Fakat evdeki diğer beşikleri açık ara solladı, ev gezmelerine götürülen, bebeklerin içinde sallandığı yegane beşik olup, diğerleri hemen unutuldu.

keceden-kukla-ornekleri-7 Sonra bir gün, kartondan trafik yolu yapıyorlar ya hani, onlara rastladım, resim çizimi ilkokuldaki o ev,dere,bahçe üçlüsünden öteye gidemeyen bir insan olarak, google’dan park, cami çizimine bakarak bir mahalle ortaya çıkardık. Keçeleri, evaları aldık geldik ama bunlarla ne yapılır bilemedik,  el becerisi çocukken zincir atmaktan ileriye gidemeyen biri olarak yine internete danışıp, kendi kapasiteme göre örnekler çıkardım.

Yani gerçekten de el becerim yok diye düşünmeyin(hem belki kendinize karşı önyargılısınızdır), çocuğunuzla yapabileceğiniz böyle müthiş etkinlikleri kaçırmayın. Büyüdüklerinde okullarda el işi derslerinde (öyle bi ders kaldı mı ki) ya da Bilgi Evleri, İsmek gibi kurslarda yapmaya başladıklarında bu güzel anılarda sizin yerinize başkalarını hatırlayacaklar. Bir anne olarak, şahsen ben bunu istemezdim…

 

Reklamlar

Oyun Önerisi: İngilizce tombala

Tombalayı zaten hepimiz biliyoruz. Bu oyunu, o mantıkla hazırladım. Normalde bu şekilde hazırlanmış kartlar yurtdışında satılıyormuş; hatta burada da satılan yerler varmış. Fakat biliyorsunuz ki özellikle böyle özgün ve çocuklara yönelik şeylerin gereksiz bir pahalılığı var. Ayrıca satın almaya yönlendiren şeylerden kaçınıp, üretmenin güzelliğinden sürekli bahsediyorken, kendimizin de benzerini yapabileceğimiz nesneleri değerlendirmemiz güzel olur. (Böyle yeri gelmişken sürekli dokundurduğumun ve kendimi tekrarladığımın farkındayım ama gerçekten durum böyle! Bizi sürekli satın almaya yönlendirdiği gibi bu tür ürünler, bunları alıp yapan anneleri görünce de aramızda “e tabi paraları var, alıp yapıyorlar, tuzları kuru. Bizim imkanlarımız yok. O yüzden bizim çocuklarımız mahrum kalıyor” diye düşünen anneler var. Oysa her şeyin hazırını elde etmeye gerek yok. Bizim çocuklarımız hiç de mahrum kalmaz biraz emek verir ve istersek.)

20170306_122922.jpgİngilizce tombalayı şöyle hazırlıyoruz: Önce büyük beyaz kağıda bildiğimiz tombala düzeneğini hazırlıyoruz bir cetvel yardımı ile.(Aceleye geldi benimki. Sonradan düşündüm kurşun kalemle çizmesek, silinmeyecek renkli bir kalemle çizsek, sadece içindeki yazıları kurşunla yazsak, aynı düzeneği değiştirerek farklı kelimeler ile sürekli kullanabiliriz. Siz öyle yapın yeni hazırlarken.) Hazırladığımız kare kutucuklara bir boşluk bırakacak şekilde İngilizce kelimeler yazıyoruz.Boşluk bırakmak dikkatlerini daha kolay toplamaları ve düzeneğin karmaşadan kurtulması için gerekiyor. Sonra aynı kelimeleri, hazırladığımız kare beyaz kağıtlara yazıp, onları bir poşete koyuyoruz(bkz.buzdolabı poşeti). Şimdi her şey hazır, oyun başlasın!

Torbadan kelime çekip onu okuyoruz(telaffuzunu da pekiştirmiş oluyoruz). Çocuk da önündeki tombala kağıdında kelimeyi bulmaya çalışıp üzerine koyuyor. Aynı anda kelimeyi tekrarlamasını da istiyorsunuz. Hem eğleniyor, hem öğreniyor. Düzeneği hazırlarken mesela hayvanları çalışıyorsunuz, o gün o oyunda sadece hayvanlardan oluşan kelimeler yazabilirsiniz. Ya da diyelim meslekleri çalışıyorsunuz böyle. Kategori şeklinde yani.

Oyunun kafamdaki birkaç varyasyonu da şöyle henüz hayata geçiremedim ama yazarken aklıma geldi. Okul öncesi, okuma-yazma bilmeyenler için mesela sayıları ve renkleri öğretebiliriz. Bunu yaparken, tombala içindeki kareleri boyayabiliriz ve çektiğimiz torbadan çıkan renk hangisi ise üzerine koymasını bekleriz. Ya da sayıları gördüklerinde tanıyanlar için kutulara sayıları yazarız. Mesela 1 geldi, ONE deriz, 1’in üzerine koyar kağıdı gibi. Üşenmeyip her seferinde yeni düzenek hazırlarım derseniz, pritt ile kelimelerin olduğu kare kağıtları düzeneğe yapıştırmasını isteyebilirsiniz.

20170306_123614.jpgİkincisi de bunu bir toplu oynanan tombala oyununa çevirebilirsiniz yarışma gibi. Birkaç arkadaş bir araya geldiklerinde herkesin önüne farklı kelimelerin yazdığı düzenek kağıtlardan koyarsınız. Siz tombaladan kelime çektikçe, herkes kendi önündeki kağıtta hangisi yer alıyorsa onu bulur ve koyar. Önce kelimeleri biten kazanır!

Hadi bakalım. Hem eğlenip, hem öğrenmeye….

 

Oyun Önerisi: Çarkıfelek

(Aslında bu “çarkıfelek” kelimesini doğru bulmuyor ve sevmiyorum ama ne diye isimlendireyim bilemedim öyle tanındığı için.)

20170227_211603.jpgPazarda gördüm bu yandaki resimde gördüğünüz çarkıfelek oyuncağını. 1,5 tl’den satılıyordu. Şimşekler çaktı o an.Bununla müthiş oyunlar kurulur diye düşündüm.Siz de alın bir tane beraber oynayalım hadi(Bulamazsanız da yapın bir tane kendiniz).

  • Okuma yazma bilen çocuklarla o bildiğimiz usul klasik çarkıfelek oynayabilirsiniz. Her biri sırayla harflerden yola çıkarak kelimeleri bulmaya çalışsın. Evde okuma yazma bilen birkaç çocuk aynı anda olmuyor malum. O zaman arkadaşları geldiğinde oynamak aklımızın bir köşesinde olsun.
  • Kitabımızı okuyoruz, dikkatle dinlemelerini, çünkü arkasından sorular geleceğini söylüyoruz. Kitabı kapatıyoruz sonra, herkes kendi çarkını çeviriyor ve gelen puanlar adedince kitaptan sorular soruyoruz. Yanımızda da not kağıdı ve kalem, puanları yazıyoruz.
  • Okul öncesi dönem çocukları için de sorular şöyle hazırlanabilir. Hortumu olan hayvan hangisi, bambu yemeyi en çok hangi hayvan sever, elimdeki kalem ne renk, bu hangi şekil, bu sayı kaç gibi…Maksat öğrenmeyi de eğlenceli hale getirmek olsun…

Daha birçok oyun üretilebilir bu çarkla. Hadi o zaman, siz bunlarla oynamaya başlayın, ben başka varyasyonlar düşüneyim…

(Bu arada resimde gördüğünüz kitap +9 olarak düşündüğüm bir kitap. Resimden esinlenerek almayı düşünmeyin küçük çocuklarınız için diye dipnot düşmek istedim. Bize hediye gelmişti ve okurken kısaltarak, seçerek okuyorum. Çocuklar için Peygamber(s.a.v.) hayatını  anlatan kitapları bir yazıda toplamak istiyorum, bizim için de siyer okumaları yapabileceğimiz kaynakları da iliştireyim hatta o yazıya diyorum.Ne dersiniz?)

 

Tatil Geldi, Hoşgeldi!

Tatil başlamadan önce çocuklarımızla bu süreçle neler yapabiliriz diye yazmaya niyet etmiş olsam da, kısmet bugüneymiş. Geç olsun, güç olmasın…

Sömestr tatili kısa sürüyor olsa da, çocuklar sevinirken annelerde bir hüzün ve panik hali hakim oluyor gözlemlediğim kadarıyla. “Yaşasın tatil” diyen annelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu kesim ya çalışan anne(şartlar gereği çocukların evde olması onu zorlayacak), ya okullu kafasında bir anne(okul çok elzem, çocuk okula gitsin evde ne işi var!), ya çocuklarını başından atmaya yer arayan anne(oh onlar okulda ben evde, değmeyin keyfime derken nereden çıktı bu tatil?!), ya çocukları üç dört yaşından beri anaokulu/kreş gittiği için o düzene alışıp tatilde afallayan anne. Seçenekleri siz çoğaltabilirsiniz. Çocuğunun evde olacağına en çok sevinen kesim de gönlü ev okul ya da okulsuz eğitimde olduğu halde çocuğunu okula göndermek zorunda kalan anneler.Hayaller vs gerçekler…

Hangi kesime ait hissediyorsanız kendinizi hissedin, hepimiz çocuklarımızı seviyoruz ve onlarla birlikte olmaktan mutluluk duyuyor, şükrediyoruz. Bu süreci avantaja çevirmek, çocuklarımızla hem eğlenip hem öğrenmek için bu fırsatı değerlendirmek gerekir. Biz evde neler yapıyor bu süreci nasıl değerlendiriyoruz bir fikir olması açısından derleyelim istedik.Buyrun bakalım. (Siz de fikirlerinizi , önerilerinizi, yaptıklarınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz)

OYUN-AKTİVİTE

Çocuğa “oyuncu anne” olmayı değil,çocuğa oyun arkadaşı olmayı doğru bulangillerdenim. Devamlı çocuğa hazır aktivite oyun sunulması konusu abartılmış durumda(bu da ikinci bir sosyal medya anneliği analizi olarak yazı şeklinde karşınıza gelecek sevgili okur). Oysa çocuğa “hadi bir oyun kur da beraber oynayalım” demek gerekir.Ve bütün gün içinde mutlaka onlarla oyun oynamak için vakit ayırmalı. Çevremdeki bazı anneler “ben çocuklarla oyun oynayamıyorum” diyor, hak veriyorum. Çocukluğunu yaşamamış ve içindeki çocuğu erkenden öldürmüş insanlar kendi  çocuklarıyla da başka çocuklarla da oyun oynayamaz, erkenden büyümüştür onlar çünkü. Fakat herkes mizacına göre kendini biraz kasarak oynamalı. Sen saklambaç ebelemece filan oynarsın, ya da sen oturduğun yerde legolarla oynar, garaj yaparsın arabalara, sen evcilik oynarsın mesela. Vardır illa ki yapabileceğin bir şeyler.

bardaktan_hayvanlar_takimiOyun kısmında pasif, aktivite kısmında aktif olunmalı. Tatil öncesi büyük ve cep yakan dükkanlar yerine küçük esnaf kırtasiyelerden bir poşet aktivite malzemesi alabilirsiniz önceden(taş çatlasa 50 tl tutar alacağınız bütün malzemeler iki hafta için. En abartılı rakam olarak söylüyorum evinizde bir makas,bant bile yoksa yani). Aktivite önerilerine ben burada yer vermeyeceğim, zira evokulumuz sitesi olarak aktivite, el işi önerilerinde bulunmak gibi bir formatımız yok. Bunun için google’a ve pek bir meşhur pinterest’e başvurabilirsiniz.(Misal ben pet bardaklardan aldım ve google’a pet bardakla aktivite yazdım, yanda gördüğünüz örnek gibi birçok şirin aktivite örnekleri çıktı.) Günlük yer veremiyorsanız da iki üç günde bir mutlaka yapılmalı ki tatil anısı olarak da yer etsin hafızalarda.

DERS ÖDEV EVOKUL İSLAMİ EĞİTİM

MEB güzel bir adım olarak tatil sürecinde çocuklara ödev verilmesini yasakladı.(Yani bu konuda talimat verdi diyelim daha naif bir ifadeyle). Bazı öğretmenlerin bu talimata uymadığı konusunda malumatlar kulağımıza gelmiş olsa da, velilerin de yapabileceği bir şey yok. Birinci sınıftan itibaren çocuğuna yarış atı muamelesi yapan “siz de çok az ödev veriyorsunuz hocam” diyen veli skalası daha geniş çünkü. Tek tük itiraz etmek isteyen veli olursanız da sivrilmiş, muhalefet etmiş oluyorsunuz. Bir de tabi işin “öğretmen bana takarsa çocuğuma da takar” korkusu var ki Allah muhafaza!

Evokul mantığındaysanız zaten okuldan ödev verilmese de çocuğu iki hafta boş bırakacak değilsiniz(!). Benim “ödev” kelimesine yüklediğim mana, çocuğa öğretmen tarafından verilen ev ödevi ile eş anlamlı değil. Bu nedenle, bizim evin 7 yaşının ödevi olduğu gibi 4,5 yaşının da ödevi vardır. Ödev kelimesi, sorumluluk bilinci aşılaması için kullandığım bir kelime. Bir program/plan yazıyoruz not defterine(bu okuma yazma bilen büyük için).Bütün gün bunu yapması konusunda esnek, istediğinden başlamak ve istediği zamanda yapmak kendine kalmış; hem böylece zaman yönetimi öğrenmiş olduğu gibi, serbestlik ona bir yapma isteği de veriyor. Neler yazıyoruz plana: Günlük mutlaka 4-5 sayfa Kuran okunacak(2 kez hatim yaptığı için hızlı okuyabiliyor olması hasebiyle 4-5 sayfa, siz bunu çocuğa göre azaltıp çoğaltabilirsiniz.)Ezberlenen sureler tekrar edilip, yenileri öğrenilecek (birer ayet şeklinde). Bize verilen ödevler az diyen veliler sayesinde edindiğimiz kaynak kitaplarımız var. Model Eğitim’in Bana da Matematik, Bana da Türkçe ismi ile. Sıradan test kitaplarından farkı içindeki etkinliklerin birçoğunun boşluk doldurma, bulmaca şeklinde eğlenceli olması. Çek kopar şeklinde olduğu için çocuk istediği konuya ve sayfaya göre koparıp yapıyor.ben-yazarim-2-sinif-oyku-tamamlama-kitabi-aziz-sivaslioglu-front-1 Hikaye tamamlama ararken kitapyurdunda Aziz Sivaslıoğlu’nun Ben Yazarım isimli 2,3,4. sınıflar için olan kitabına rastlayıp almıştım. Öykü tamamlamanın, sıradan paragraf okuyup anlama ve sorularını çözmeden daha etkili ve verimli olduğunu düşünüyorum. Zaten her şeyi test olarak sunuyorlar; çocuğun okuduğunu anlayıp anlamadığı bile belli değil, şıklara bakıp ordan buluyor. Oysa öykü tamamlama her yönden güzel: Çocuk okuduğunu anlıyor mu diye test edebiliyoruz, anlamazsa hikayeyi devam ettiremez. Gerisini kendisi tamamlarken hayal gücünü kullanıyor ve düşünme becerileri, kompozisyon yazma yeteneği kazanıyor. Bir nevi dikte de sayılabilir bakmadan yazmış olduğu için. Anne açısından da, çocuğun hikayeyi tamamlama şekline göre onun iç dünyası ve psikolojisi hakkında fikir sahibi olabildiği gibi, kelimeleri doğru yazıp yazmadığını da kontrol edebiliyor.

Okul öncesi için, Pia Yayınları’nın Bulmacalı Boyama kitabı güzel, Pia’nın başka kitapları da var inceleyebilirsiniz. Çamlıca Çocuk’un çocukların aylarına göre hazırladığı etkinlik kitapları var. Boyama olarak Bilgi Yayınları’nınkini kullanıyoruz 4 senedir, diğerleri detay ve resim açısından bizim çocuklara hitap etmiyor. neseli-okul-egitim-seti-980x550Anaokulunda set olarak kullanılan Neşeli Okul Seti var fakat bu set, 12 kitaptan oluşuyor, bütün sene kullanılabilir. Aile katılımlı etkinlikler, kes-yapıştır maskeler, etkinlikler çok güzel(zaten anaokulunda kullanıldığından anlamışsınızdır ne kadar kapsamlı olduğunu). Tek set alayım, sürekli kaynak aramayım ve her seferinde ayrı ayrı para harcamayayım derseniz tavsiye ederim.

Kitap okuma kısmını yazmama gerek yok sanırım, o tatile has bir durum değil zira.

Mutfakta Zaman Geçirelim

Daha önce de birkaç kez söylediğim için sadece başlık halinde geçeyim. Mutfakta zaman geçirmek için tatillerin bir fırsat olduğunu düşünüyorum; çünkü okul zamanı ciddi bir koşturma içinde geçiyor(özellikle öğlenci çocuklarda).Bu işin tek olumsuz tarafı, her istediklerini pişirip yiyince tatil bitene kadar yüz kiloya kadar gitmek sanırım. : (

Vee SOKAK

En önemliyi en sona sakladım ki kendisine assolist muamelesi yapalım. Sokağın, dışarının, hava almanın yerini hiçbir şey tutmaz ve bir çocuk sokakta deneyimlediğini hiçbir yerde deneyimleyemez. Açık hava ihtiyacı da su gibi, yemek gibi bir ihtiyaç. Küçücük bebek bile biraz aklı ermeye başlayınca, kapı açılır açılmaz koşuyor aradan kaçabilir miyim diye; ilk fırsatta montunu filan alıp getiriyor annesine çıkmak istediği için. Adda ilk kelimesi bile olabilir hatta. Bu yüzden sokağın yeri başka. Bazı muhitlerde park bile yok, dolaşacak alan yok ama yürümek bile iyi gelir. Havanın ne kadar soğuk olduğunun önemi yok, çünkü o montları, kazakları boşuna almıyoruz. Okul zamanı dışarıda kalmaya bu kadar fırsatları olmayabiliyor.

Aklıma gelenler şimdilik bunlar(böyle bile yeterince uzun olmuş sanırım). Herkese çocuğuyla mutlu, huzurlu vakitler geçirip, güzel anılar biriktirebileceği bir sömestr tatili dilerim..

 

Tablet, Telefon, Televizyon, Kısaca Ekran Bağımlılığı

Çizgi film ile başlayıp, tablet ile devam edip bilgisayar oyunları ile nihayete eren bir ekrana maruz kalma söz konusu şimdiki çocuklarda. Burada kafamı kurcalayan soru şu: Çocuğu ekrana biz mi bağımlı yapıyoruz, çocuk kendiliğinden bağımlı hale mi geliyor? Yani küçüklüğünden itibaren ona oyalanması için, vakit geçirip bizi -işimizi gücümüzü yapalım diye- rahat bırakması için, yemek yemesi için çizgi film izletmeyle başlatarak , sonrasında herkesin elinde görüyor bizde de olsun diyerek tablet alarak, bu zemini biz mi hazırlıyoruz? Yoksa, biz aslında ekran konusunda gayet bilinçliyiz de, çocuk başkalarından gördükçe birkaç kez başkasının evinde izledi diye mesela, ya da başkasının çocuklarıyla birkaç kez oyun oynadı diye birden bağımlı hale geldi de, o talep ettiği için biz pes edip yelkenleri suya mı indirdik? Bence her ikisi de cevap olabilir aileye, anneye ve çocuğun yapısına bağlı olarak.

Şunu belirtmeliyim ki bizim evde ekran bağımlılığı yok çok şükür. Bu nedenle bütün yazdıklarımı “senin tuzun kuru nasılsa” bakış açısıyla okuyabilirsiniz. Çünkü 2 yaşında ekranla tanışmalarından bu yana, her zaman kısıtlı erişim sağlayabildikleri, kontrolün ebeveynde olduğunu bildikleri, misafir varken ya da misafirliğe gidildiğinde oynanacak bir araç olarak görmediğimiz bir şey oldu her zaman bu ekran. Yani özür dilerim ama bu bağımlılığın oluşmamasındaki katkımdan dolayı mütevazilik yapamacağım.

Tutarlılık dediğimiz çocuk eğitiminin anahtar kelimelerinden birisidir ve burada çok işe yarar. Biz anneler olarak her ne kadar tutarsızlığımızı tutarlı hale getirme konusunda uzman olsak da, bazı konularda prensiplerimiz olduğunu bilirse çocuklar, birkaç kereden sonra artık zorlamıyor, üstüne gitmiyorlar. O kural artık, benimsenmiş oluyor çünkü. Bazı koşullara göre esneme payı olduğunu düşünürsek bizim evin kuralı cumartesi çizgi film günü olarak belirlendi, tablet de haftasonları oynanan bir tür oyuncak statüsünde.

935Çocuğunuzun bağımlı olup olmadığını nasıl anlarsınız? Aslında her çocuk ağlar, ister, tutturur, şansını dener anneyi ikna edene kadar ama bu hemen “bağımlılık” olarak adlandırılmaz bana göre. Ben gördüğüm kadarıyla bağımlılığı özetleyeyim. Bizim kızın Kuran okuma kutlamasında 15 çocuk filan vardı sanırım.Henüz bütün misafirler yeni girmişlerdi ki bir anda çocukların büyük çoğunluğunun bir çocuğun başında toplandığını gördüm. Neler olduğunu anlamak için yaklaştığımda çok şaşırdım; çünkü çocuğun elinde tablet vardı. Yani kutlama gibi birçok çocuğun bulunacağı bir yere annesinin tableti getirmiş olmasına mı üzüleyim, o kadar çocuğu gördüğü halde arkadaş olarak tableti seçen çocuğun haline mi bilemedim. “O Tableti almak zorundayım, bizim evimizin kuralıdır biz burada tablet oynatmıyoruz, hele bu kadar çocuk varken!” dedim ve çok şaşırdı çocuk. Ama bu bizim dedi, sizinse annene verebilirsin dedikten sonra çocuk bir daha tableti eline almadı ve bütün oyunlarımıza dahil oldu. Bu olaya mutlu olmaya çalışırken, tableti ele geçiren ve bütün kutlama boyunca annesinin yanında tablet oynayıp hiçbir oyuna karışmayan küçük kız kardeşi gördüm ve moral yine sıfırlandı. Üstelik henüz 3,5 yaşında olmasına rağmen. Ben bağımlılığı orada tanımladım, siz de kendiniz bunu bir şekilde tanımlayabilirsiniz. Uzman uzman, bilmiş bilmiş bağımlılık tanımları yapamayacağım, üzgünüm…

Bağımlı olsun olmasın çocukları ekrandan nasıl kurtarabiliriz? 2 yaşından önce ekranla tanıştırmamak en güzeli(Ama malesef çocuk sayısı artınca bunda biraz tavizler oluyor, her ne kadar o uyurken açmak isteseniz de diğerleriyle birlikte o da izliyor bazen).Sonrasında ben hafızasını doldurmaması için hep aynı şeyleri izletmenin mantıklı olduğunu düşünüyorum Belki saçma ama bilemiyorum içgüdüsel bir karar bu benim için. Bu yaşlardan itibaren belki günde yarım saat gibi opsiyon tanınabilir ama büyüdükçe yapabilecek şeyleri de arttıkça, ekranı bir oyalanma aracı olarak görmemesi daha doğru gibi geliyor bana. Tablet olayına gelince aslında ne kadar geç tanışsa o kadar iyi. Tamamen yasaklamayı doğru bulmuyorum,ben yasakçı zihniyete karşıyım. Bazı günler belirlenebilir, o günlerde elde edeceğini bilince zaten diğer günler tutturmuyorlar; çünkü umut fakirin ekmeği…Ayrıca haz öteleme adına da çok faydalı buluyorum ben bu uygulamayı, beklemeyi ve sabretmeyi öğreniyorlar. Bir de günleri bile erkenden öğrenmiş oluyorlar bu vesileyle. Tablet evdeyken devamlı gidip gelip şanslarını deneyip “bitanecik oynayabilir miyiz” diye çok yoruyorlarsa anneyi, tableti babayla işyerine gönderebilirsiniz. Belirli günlerde getirmesi kaydıyla. Müthiş çözüm oluyor, yok ki istese de alamayacak.

Bazı çocukların karakter itibariyle bağımlılıkları daha farklı oluyor. Açmazsan, vermezsen çıldırıyor, aşırı tepkiler veriyor ve ne yapsan dikkati dağılmıyor. Ama anne önünde sonunda pes ettiği için böyle oluyor diye düşünüyorum. Yani ağlar, ağlar, tepinir, bir süre sonra susar. İkinci gün daha az ağlar, üçüncü gün daha az derken annenin kararlılığı karşısında bu kez o pes eder mi acaba? (Güç savaşı gibi göründü böyle, savaşlar pes edenler kazananlar filan ama öyle değil valla)..Denemek lazım, bence eder. Anne bir çizelge hazırlayarak bu bağımlılıkların önünü alabilir bence. Yine Kurani bir metot uygulayarak tedrici yöntemle azaltarak başlamak gerekir. Her gün saatlerce çizgi film izleyen bir çocuğa mesela, haftada bir gün ya da belli günler demek yerine önce gün içindeki izlemeleri azaltılabilir. Tablet için de aynı şey geçerli. Alternatif üretmek demişken, yerine eğlenebileceği, sevebileceği alternatifler koyarsak güzel olur. Ayrıca misafir evinize geldiğinde çocuğu hemen çantadan tablet çıkarıyorsa, çekinmeden uyarmanızda fayda var. Ben eğer çocuğu ikna edemezsem, anne de çok oralı olmazsa benim çocukları uzaklaştırıyorum tabletten. Misafir anormalliği fark edince (yani benim çocuklar kendi başlarına odada, çocuk kendi başına koltukta elinde tablet) kendisi çocuktan alıyor tableti.

Benim açımdan başka çocukları gördüğü halde eline hemen tableti alan ve ona sıkı sıkı yapışan bir çocuk korkunç bir tablo. Çocuğa büyük bir zulüm gibi geliyor. Çocukların en güzel en verimli çağları ekran başında geçiyor, yazıktır. Kendimize gelmenin, silkinmenin zamanı geldi de geçiyor bile, zararın neresinden dönersek kardır; Bunlar bu ümmetin çocukları, dünyayı onlar  kurtaracak inşaAllah, ekran karşısında heba edelim diye verilmedi bu nimetler bize…

herkese-tvBu arada çocukların ekran bağımlısı olmasında tek suç onların mı? Ellerinde devamlı telefonla sosyal ağlarda dolaşan anneler, eve geldiğinde elinde telefon ya da tv kumandası ile dolaşan babaların onlarabu şekilde model olarak öğretilen bir alışkanlık haline getirmediğini de söyleyemeyiz değil mi? Ev sahibi kapıyı kilitlememiş eyvallah ama hırsızın da hiç mi suçu yok?!

Oyun Önerisi: Mandal Asmaca

Öncelikle şunu söyleyeyim ki alt kat komşunuz sesten çok rahatsız oluyorsa, bu oyunu oynamayı hiç denemeyin. Ama özellikle müstakil evi olan, bahçe kat gibi zemin ya da bodrum katlarda ikamet edenler için çok eğlenceli bir oyun. Yaz geldiğinde açık alanda oynanması da güzel olur.

Oyunu şöyle oynuyoruz biz, siz bu fikir üzerinden geliştirip, farklı şekillerde de oynayabilirsiniz.: Geniş bir alan lazım önce. İki kişi başlangıç çizgisinde duruyor ve önlerinde herkesin eşit sayıda mandalı olduğu birer kutu,leğen gibi bir şey koyuyorsunuz. Karşıda hedefte perde var, perdenin uç kısmına mandalları asmaya çalışıyorlar. Bu gidip geldikleri yol üzerine ben iki tane yastık, minder tarzı şeyler koyuyorum ki engel atlamaca yapıyorlar böylece. En kısa sürede kendi kutusundaki mandalları bitiren kazanmış oluyor. Yani başlangıç çizgisinden başlayarak engelleri de atlayarak koşar adım hedefteki perdeye mandalı asıyor, aynı mesafeyi yine engelleri atlayarak gelip kutusundan yeni bir mandal alıp devam ediyor.Çocuklar için çok eğlenceli bir oyun, mandal asma yoluyla ince motor becerileri de gelişiyor, atlama koşmaca yaparak hareketli halleriyle enerjilerini de atıyorlar.

Açık alanda oyunu grup halinde daha çok çocukla oynadığınızı düşünün piknik vs. gibi organizasyonlarda. Karşıya bir ip gerebilirsiniz ve mandalları ipe asmasını isteyebilirsiniz. diyelim ki 10 çocuk var, beşerli gruplara ayırıp her bir kişinin rakip takımdan bir kişi ile ikişerli yarışmasını isteyebilirsiniz. En fazla hangi grubun elemanı kazanmışsa, o grup birinci olur gibi…

Şimdiye kadar bu oyunu oynattığım çocuklar arasında sevmeyen, eğlenmeyen çıkmadı, siz de deneyin 🙂 ….

Resfebe

Resfebe nedir? Resim ve alfabe sözcüklerinin birleşmesi ile ortaya çıkmış bir zeka oyunudur. Resimde harfler, sayılar, şekiller,nesneler oluyor ve onlara bakarak anlatılmak istenen kelime, söz öbeği ya da deyim/atasözü ne ise bulmaya çalışıyorsunuz. İlk başta çok zor görünüyor olsa da, aslında bir mantığı var. Bunu ya okuyarak ya da akıl yürüterek zamanla kendiniz buluyorsunuz ve mantığı oturttuktan sonra kelimeyi tahmin etmeye çalışmak çok eğlenceli hale geliyor. Zorluk seviyesine göre oynayabiliyorsunuz, başlangıç için daha basit hedef kelimeleri seçerseniz tahminleriniz doğru çıktıkça daha çok oynamak isteyeceksiniz.

Resfebe oynayabilmek için tabi biraz büyük olmak gerekiyor, küçük çocukların oynayabileceği bir oyun değil. Okuma-yazma bilen, az biraz da olsa alt yapısı olan çocuklar olması lazım. Ama sizin için çok eğlenceli olabilir mutlaka bi göz atın derim. Google’dan resfebe ismi ile arama yaptığınızda daha detaylı bilgiyi ve resfebe sorularının yer aldığı siteleri bulabilirsiniz.Örnek göstereyim size: eldiven-resfebeBu yanda gördüğünüz resimdeki nesnelerle harfleri birleştirerek okumaya çalışıyorsunuz. Ev resmi ters durduğu için onu “ve” olarak tersten okuyorsunuz. Bu en kolayından başlayanlar için bir örnek. Hem sizin için hem de çocuklar için nitelikli zaman geçirmek adına çok güzel bir etkinlik olduğunu düşünüyorum. Bizim evin 7 yaşı böyle basit olanları çözebiliyor. Yani siz de çocuğunuza yapıp yapamadığını deneterek, üzerinde birlikte düşünerek, tahmin yürütme işini bir işbirliği içinde yaparak, çocuğunuzla eğlenebilirsiniz.

(Ayrıca telefon ya da tablete de oyun indirebilirsiniz ).