Oyun Önerisi: Balon Patlatmaca

Oyunu şöyle oynuyoruz: Yaklaşık 10 tane balonu şişiriyoruz, duvara bantla yapıştırıyoruz(perde de olabilir. Hatta perde daha iyi oluyor, diğer türlü duvarda delikler oluşuyor çünkü.). Ellerimize dart çubuklarından alıyoruz uçları sivri,iğneli olduğu için. Ve uzak bir mesafeden balonları hedef alarak atıyoruz. Balonları patlatmaya çalışıyoruz, kim daha çok patlatırsa o kazanmış oluyor.

Bu oyunu çocukların çok olduğu, kutlamaların olduğu özel günlerde oynayabilirsiniz. O zaman her balonu numaralandırın. Önceden o numaraların karşısına birer hediye yazın bir kağıda. Çocukları sıraya koyun, sırayla atsınlar. Kaç numaralı balonu patlattıysa,o numarada yazan ödülünü verin. Oyunun 5 yaş sonrası oynanması dart çubuğunu atabilmeleri için daha iyi oluyor, daha küçükler çok kuvvetle atıp balonları vuramıyor. Burada da yaşça büyük olanı daha uzağa, küçüğü daha yakın bir mesafeye koyarak atmasını isteyebilirsiniz. İyi eğlenceler…

Masal Ağacı

Oynadığı dizi, filmler ve rol aldığı tiyatrolardan tanıdığımız oyuncu Ercüment Balakoğlu şimdi de Eyüp Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde çocuklara masal anlatıyor Masal Ağacı programı ile. Her pazar saat 12:00’ı gösterdiğinde çocukları 45 dakika boyunca masal diyarına götürüyor. 16 Ekim’de ilk anlatmaya başladığında bu kadar yoğun talep olacağını düşünememişler elbet, lakin çocuklar masal dinlemeye bayılıyor. Veliler de onlarla birlikte ayrılan alana girince zaten dar olan alan iyice daralmış ki artık kayıt alarak kabul edebiliyorlar minik dinleyicileri.

Anlatı bittikten sonra masallarla ilgili sorular da soruyormuş çocuklara, hem anlatırken karakterleri canlandırıyormuş da. (Mış’lı yazıyorum, henüz biz de dinleyici olarak katılamadığımız için rivayet olunan geçmiş zamanı kullanıyoruz.) Çocuklar için çok hoş bir etkinlik olabileceğini düşünüyorum. Bulunduğunuz ilçenin(İstanbul için söylüyorum elbet, diğer illerdeki belediye faaliyetlerinden haberdar olmadığım için) kültür sanat faaliyetlerini web sitelerinden, facebook hesaplarından takip edebilirsiniz.Biz annelere yönelik de çok güzel etkinlik, seminer, akademiler oluyor. (Afife Hatun Kültür Merkezi’ndeki Annelik Akademisi gibi mesela).

Detaylı bilgiyi buraya tıklayarak alabilirsiniz…

Masal demişken, çocuklara masal anlatıyorsunuzdur ya da aldığınız kitapları okuyorsunuzdur da, çocuklara masal anlattırıyor musunuz? Hani demiştik ya bütün gün vakit nasıl geçiyor diye, çocuklar çok sıkıldıklarında, sıkıntıdan artık birbirlerine sarmaya başladıklarında hemen şöyle yapıyoruz sevgili anneler: Patlatıyoruz bir kova mısır, ya evimizde resimli kartlar varsa onları kullanıyoruz ya da küçük küçük kağıtlara nesne/hayvan/bitki gibi isimler yazıyoruz. Çocuk bunlardan birini seçiyor ve anlatmaya başlıyor. Hem eğlenerek vakit geçiriyorlar, hem düşünme becerisi/hayal gücü vs. aktif hale geliyor. Ama ilk anlatan siz olmayın,hikayenizi kopyalıyorlar.

EDIT: Rivayet edilen geçmiş zamandan hikaye edilen geçmiş zamana : Çocuklar masalcı dedeyi, hikaye anlatışını ve masal bitiminde verdiği süpriz hediyeleri(kitap) çok sevdiler. Fakat haberde belirtildiği gibi bir kalabalık olmaması çok üzücü idi. Toplam 10 çocuk bile katılmamıştı. Böyle etkinliklere daha çok katılımcı sağlansa anlatıcı için de teşvik olurdu diye düşünmekteyim. 

Pentomino

bimBugün Bim’e Pentomino oyuncağı geliyormuş hem de yarı fiyatına. Sabah saatlerinde genelde gelen güzel oyuncaklar hemen bitiyor stoklarla sınırlı olduğu için. Nasibinizde varsa alırsınız bir koşu Bim’e gidiverin.

Pentomino nedir? Bir zeka oyunu ve aynı zamanda strateji oyunu. Verilen alanda elindeki birbirinden farklı şekilleri yerleştirmeye çalışıyor, bizim çocukluğumuzdaki tetrisi düşünün, mantık biraz aynı.O kadar farklı kombinasyonlar yapabilir ki, saatlerce oynayabildikleri gibi düşünme becerilerini de çokça artırıyor. Üstelik ahşap olduğu için güzel muhafaza edilirse kendisinden sonra yıllarca oynanabilir(Hoş, pentomino 3 yaşından itibaren herkese hitap ettiği için çocuk 20 yaşına da gelse oynayabileceği bir oyuncak).

İnşaAllah kaçırmazsınız..

(Bu oyuncağın geliştirilmiş hali var. Katamino ismi. Onda sayılar var ve uzun bir çubuğu kaç rakamına getirirseniz çocuk o kadar parçayı yerleştirmeye çalışıyor. Böylece oyunu kolaydan zora doğru oynamış oluyor.)

Jubilux vs Lego

Bazı ürünler dünya çapında kendini ispatlayıp marka olunca, fiyatları bu ünle doğru orantılı olarak artıyor. Hal böyle olunca bu tür ürünleri/oyuncakları almak bütçeyi zorlasa da, çocuklar talep ediyor; bazıları da hakikaten alınası! Yani sırf onlar talep ediyor diye değil de, aynı zamanda bir ebeveyn gözüyle fayda da güttüğümüzden almak istiyoruz. Hem eğlenceli, hem uzun ömürlü, hem başına bir oturduklarında epey oyalayıcı, hem de zeka geliştirici(!).

İşte çocukların vazgeçilmezi Lego de bunlardan biri. O oyuncakların adı bile markayla müsemma: Ne oynuyorsun? – Lego! Çok gezen mi bilir çok okuyan mı diye bir soru vardır ya hani dilimizde, gezdikçe görüyorsun bazı şeyleri. Toyyzshop tarzı büyük oyuncak mağazalarını tercih etmediğimiz için genelde, daha önce görmemiştik. Etrafta her evde bir Lego olunca, daha fazla karşı duramıyorsun elbet. Dükkanda, neredeyse bu markanın yarı fiyatına başka legolar vardı. Jubilux marka, kendi üretimleri imiş Toyzzhop’un. “Diğeri markalaştığı için o kadar pahalı, bu ürün de gayet güzel ve kaliteli” dedi satış elemanı. Bu yazı da iki ürünü karşılaştırmak için yazıldı…

Lego’nun oyuncakları çok daha kolay oturuyor takarken. Diğerinde biraz daha zorlanıyorsunuz. Lego’yu tek başına rahatlıkla takarken Jubilux’da yer yer sizden yardım isteyebilir yerine tam olarak parçaları oturtamadığında.

Lego’nun renkleri çok canlı, belki de çocukları en çok çeken şey bu. Diğeri daha sönük renkte ama çok mat sayılmaz. Biraz da aldığınız ürüne bağlı.

Lego’da çeşit çok olmasına rağmen Jubilux şuan militarist takılıyor. Lego’nun Classics’i gibi sadece parçalardan oluşan temasız ve unisex bir ürünü yok Jubilux’un.

Kılavuzları arasında hiçbir fark yok. İkisinin de yönergeleri gayet anlaşılır, çocukların yaşlarına ve daha önce ne kadar lego oynadıklarına bağlı olarak tek başlarına da kolaylıkla yapabilecekleri şekilde açıklanmış.

Görüldüğü üzere arada ciddi bir fark yok, fakat fiyat olarak bakarsak çok ciddi farklar var. Hem büyük markalar konusunda çocuklarda takıntı olmasının önüne geçildiğini de düşünüyorum böylece. Aynı oyuncağı dünyaca ünlü bir markanın ürünü olmasa da alıp oynamalı, bu tüketim çılgınlığından(yine kapitalist düzen!) uzaklaşmış olmalı. Bu nedenle büyük oyuncak mağazalarını değil, küçük esnafı tercih etmenin çocuklarda mütevaziliği de destekleyeceğine inanıyorum.

20161208_202535.jpg
Bilin bakalım hangisi Lego hangisi Jubilux?

 

Oyun Önerisi:Maşayla Balıkları Yakala!

Oyunu şöyle oynuyoruz: Büyükçe bir leğen ya da çocukların oyuncaklarını koyduğumuz şeffaf dikdörtgen kutular olur. İçini suyla dolduruyoruz, çocukların eline birer maşa veriyoruz. Küçük hayvan oyuncaklardan daha çok balıkları yakalamayı seviyorlar aslında suyla denizi bağdaştırarak ama bir süre sonra evdeki bütün hayvanları suyun içinde bulabilirsiniz. Ellerindeki maşalarla suyun içinden yakaladıkları hayvanları ayrı bir kabın içine koyuyorlar.

Bazı oyunlar var, öyle basit ki bu oyun gibi. Ama oyunun, oyuncağın her şeyin hazırına alışınca bir şeyler üretmek insanın aklına gelmiyor. Öyle ya, ucu mıknatıslı oltalar ve balıkları takım halinde bilmem kaç liraya satılıyor. Evdeki eşyaları değerlendirip çocuğun onlarla eğlenmesini sağlamak daha güzel bir seçenek. Bir de olaya yetişkin gözüyle değil, çocuk gözüyle bakmak lazım; bize basit gelen bu tür oyunlar çocuklar için çok eğlenceli, bol kahkahalı olabiliyor. Aynı zamanda maşayı kullanırken,balıkları yakalarken el-göz koordinasyonu, motor gelişimi vs. gibi gelişimleri de desteklemiş oluyoruz.

Oyun Önerisi: Çuval Yarışı

Eskiden evlerimizde bir şekilde çuval bulunurdu. Ya köyden gelen cevizin, unun çuvalı olurdu, ya yünler olurdu çuvallar dolusu. Bahçeli bir evde çocukluk geçirdiysek daha da kolaydı oyun üretmek. O zamanlarda piknik, kutlama, akraba buluşmaları gibi organizasyonlar olduğunda çeşitli müsabakalar düzenlenirdi, bunlardan biri de gülmekten yarışanların bile koşmakta zorlandığı çuval yarışı idi.

cuval-yarisiYanda gördüğünüz görsele internette gezinirken rastladım, bir oyuncak firması fırsatı ganimet bilmiş, çocukların oynayabileceği cicili bicili çuvalımsı şeyler üretmiş sanıyorum. Her şeyin orjinalini, aslını yitirdiği bir dünyada, bir çuval bile çuval olarak kalamıyor malesef. Ne kadar albenili, o kadar kârlı! Bu tüketim çılgınlığına sevkeden üretim furyası anneler olarak bizlerin düşünme yetisini de elinden alıp kolaycılığa alıştırıyor. Oysa gayet üretken olabiliriz. Her şeyin hazırını elde etmeye çabalamaktansa, o an için elde,evde ne varsa ondan faydalanabiliriz.

Çuval yarışı oyunu ne kadar kalabalık oynanırsa o kadar eğlenceli olsa da, evde iki ve daha fazlası çocuğunuz varsa birlikte oynayabiliriz. Gülme krizleri garantili! Tabi eğer alt katınızda komşularınız varsa bu durum hoşlarına gitmeyebilir. Böyle durumlarda yanınıza yedek çuval(poşet) alarak parka çıkıp orada oynayabilirsiniz. Yedekleri alabildiğiniz kadar çoğaltın ki yanınıza gelip “Biz de oynayabilir miyiz teyze?” diyen çocukları oyuna katar, hem çocuğunuza arkadaş bulmuş, hem de eğlenceyi katmerleştirmiş olursunuz.

*Çuvalı olmayanlara: Büyük mağazaların iki yanlarından tutulan poşetleri  çocuklar için çok güzel oluyor(FLO poşeti gibi mesela. Aynen görseldeki gibi oluyor.Kolayca tutuyorlar yanlarından ve daha güzel zıplıyorlar.). Hiçbiri yoksa evde bir nevresim takımının yastık kılıflarını alın.