Tablet, Telefon, Televizyon, Kısaca Ekran Bağımlılığı

Çizgi film ile başlayıp, tablet ile devam edip bilgisayar oyunları ile nihayete eren bir ekrana maruz kalma söz konusu şimdiki çocuklarda. Burada kafamı kurcalayan soru şu: Çocuğu ekrana biz mi bağımlı yapıyoruz, çocuk kendiliğinden bağımlı hale mi geliyor? Yani küçüklüğünden itibaren ona oyalanması için, vakit geçirip bizi -işimizi gücümüzü yapalım diye- rahat bırakması için, yemek yemesi için çizgi film izletmeyle başlatarak , sonrasında herkesin elinde görüyor bizde de olsun diyerek tablet alarak, bu zemini biz mi hazırlıyoruz? Yoksa, biz aslında ekran konusunda gayet bilinçliyiz de, çocuk başkalarından gördükçe birkaç kez başkasının evinde izledi diye mesela, ya da başkasının çocuklarıyla birkaç kez oyun oynadı diye birden bağımlı hale geldi de, o talep ettiği için biz pes edip yelkenleri suya mı indirdik? Bence her ikisi de cevap olabilir aileye, anneye ve çocuğun yapısına bağlı olarak.

Şunu belirtmeliyim ki bizim evde ekran bağımlılığı yok çok şükür. Bu nedenle bütün yazdıklarımı “senin tuzun kuru nasılsa” bakış açısıyla okuyabilirsiniz. Çünkü 2 yaşında ekranla tanışmalarından bu yana, her zaman kısıtlı erişim sağlayabildikleri, kontrolün ebeveynde olduğunu bildikleri, misafir varken ya da misafirliğe gidildiğinde oynanacak bir araç olarak görmediğimiz bir şey oldu her zaman bu ekran. Yani özür dilerim ama bu bağımlılığın oluşmamasındaki katkımdan dolayı mütevazilik yapamacağım.

Tutarlılık dediğimiz çocuk eğitiminin anahtar kelimelerinden birisidir ve burada çok işe yarar. Biz anneler olarak her ne kadar tutarsızlığımızı tutarlı hale getirme konusunda uzman olsak da, bazı konularda prensiplerimiz olduğunu bilirse çocuklar, birkaç kereden sonra artık zorlamıyor, üstüne gitmiyorlar. O kural artık, benimsenmiş oluyor çünkü. Bazı koşullara göre esneme payı olduğunu düşünürsek bizim evin kuralı cumartesi çizgi film günü olarak belirlendi, tablet de haftasonları oynanan bir tür oyuncak statüsünde.

935Çocuğunuzun bağımlı olup olmadığını nasıl anlarsınız? Aslında her çocuk ağlar, ister, tutturur, şansını dener anneyi ikna edene kadar ama bu hemen “bağımlılık” olarak adlandırılmaz bana göre. Ben gördüğüm kadarıyla bağımlılığı özetleyeyim. Bizim kızın Kuran okuma kutlamasında 15 çocuk filan vardı sanırım.Henüz bütün misafirler yeni girmişlerdi ki bir anda çocukların büyük çoğunluğunun bir çocuğun başında toplandığını gördüm. Neler olduğunu anlamak için yaklaştığımda çok şaşırdım; çünkü çocuğun elinde tablet vardı. Yani kutlama gibi birçok çocuğun bulunacağı bir yere annesinin tableti getirmiş olmasına mı üzüleyim, o kadar çocuğu gördüğü halde arkadaş olarak tableti seçen çocuğun haline mi bilemedim. “O Tableti almak zorundayım, bizim evimizin kuralıdır biz burada tablet oynatmıyoruz, hele bu kadar çocuk varken!” dedim ve çok şaşırdı çocuk. Ama bu bizim dedi, sizinse annene verebilirsin dedikten sonra çocuk bir daha tableti eline almadı ve bütün oyunlarımıza dahil oldu. Bu olaya mutlu olmaya çalışırken, tableti ele geçiren ve bütün kutlama boyunca annesinin yanında tablet oynayıp hiçbir oyuna karışmayan küçük kız kardeşi gördüm ve moral yine sıfırlandı. Üstelik henüz 3,5 yaşında olmasına rağmen. Ben bağımlılığı orada tanımladım, siz de kendiniz bunu bir şekilde tanımlayabilirsiniz. Uzman uzman, bilmiş bilmiş bağımlılık tanımları yapamayacağım, üzgünüm…

Bağımlı olsun olmasın çocukları ekrandan nasıl kurtarabiliriz? 2 yaşından önce ekranla tanıştırmamak en güzeli(Ama malesef çocuk sayısı artınca bunda biraz tavizler oluyor, her ne kadar o uyurken açmak isteseniz de diğerleriyle birlikte o da izliyor bazen).Sonrasında ben hafızasını doldurmaması için hep aynı şeyleri izletmenin mantıklı olduğunu düşünüyorum Belki saçma ama bilemiyorum içgüdüsel bir karar bu benim için. Bu yaşlardan itibaren belki günde yarım saat gibi opsiyon tanınabilir ama büyüdükçe yapabilecek şeyleri de arttıkça, ekranı bir oyalanma aracı olarak görmemesi daha doğru gibi geliyor bana. Tablet olayına gelince aslında ne kadar geç tanışsa o kadar iyi. Tamamen yasaklamayı doğru bulmuyorum,ben yasakçı zihniyete karşıyım. Bazı günler belirlenebilir, o günlerde elde edeceğini bilince zaten diğer günler tutturmuyorlar; çünkü umut fakirin ekmeği…Ayrıca haz öteleme adına da çok faydalı buluyorum ben bu uygulamayı, beklemeyi ve sabretmeyi öğreniyorlar. Bir de günleri bile erkenden öğrenmiş oluyorlar bu vesileyle. Tablet evdeyken devamlı gidip gelip şanslarını deneyip “bitanecik oynayabilir miyiz” diye çok yoruyorlarsa anneyi, tableti babayla işyerine gönderebilirsiniz. Belirli günlerde getirmesi kaydıyla. Müthiş çözüm oluyor, yok ki istese de alamayacak.

Bazı çocukların karakter itibariyle bağımlılıkları daha farklı oluyor. Açmazsan, vermezsen çıldırıyor, aşırı tepkiler veriyor ve ne yapsan dikkati dağılmıyor. Ama anne önünde sonunda pes ettiği için böyle oluyor diye düşünüyorum. Yani ağlar, ağlar, tepinir, bir süre sonra susar. İkinci gün daha az ağlar, üçüncü gün daha az derken annenin kararlılığı karşısında bu kez o pes eder mi acaba? (Güç savaşı gibi göründü böyle, savaşlar pes edenler kazananlar filan ama öyle değil valla)..Denemek lazım, bence eder. Anne bir çizelge hazırlayarak bu bağımlılıkların önünü alabilir bence. Yine Kurani bir metot uygulayarak tedrici yöntemle azaltarak başlamak gerekir. Her gün saatlerce çizgi film izleyen bir çocuğa mesela, haftada bir gün ya da belli günler demek yerine önce gün içindeki izlemeleri azaltılabilir. Tablet için de aynı şey geçerli. Alternatif üretmek demişken, yerine eğlenebileceği, sevebileceği alternatifler koyarsak güzel olur. Ayrıca misafir evinize geldiğinde çocuğu hemen çantadan tablet çıkarıyorsa, çekinmeden uyarmanızda fayda var. Ben eğer çocuğu ikna edemezsem, anne de çok oralı olmazsa benim çocukları uzaklaştırıyorum tabletten. Misafir anormalliği fark edince (yani benim çocuklar kendi başlarına odada, çocuk kendi başına koltukta elinde tablet) kendisi çocuktan alıyor tableti.

Benim açımdan başka çocukları gördüğü halde eline hemen tableti alan ve ona sıkı sıkı yapışan bir çocuk korkunç bir tablo. Çocuğa büyük bir zulüm gibi geliyor. Çocukların en güzel en verimli çağları ekran başında geçiyor, yazıktır. Kendimize gelmenin, silkinmenin zamanı geldi de geçiyor bile, zararın neresinden dönersek kardır; Bunlar bu ümmetin çocukları, dünyayı onlar  kurtaracak inşaAllah, ekran karşısında heba edelim diye verilmedi bu nimetler bize…

herkese-tvBu arada çocukların ekran bağımlısı olmasında tek suç onların mı? Ellerinde devamlı telefonla sosyal ağlarda dolaşan anneler, eve geldiğinde elinde telefon ya da tv kumandası ile dolaşan babaların onlarabu şekilde model olarak öğretilen bir alışkanlık haline getirmediğini de söyleyemeyiz değil mi? Ev sahibi kapıyı kilitlememiş eyvallah ama hırsızın da hiç mi suçu yok?!