Çocuk Şehri 4. Sayı !

çocukşehri4Sizlere daha önce 2. sayısının tanıtımını yapmış olduğum Çocuk Şehri dergisi dördüncü sayısı ile yayın hayatına devam ediyor. Üç ayda bir yayımlanan dergi, her sayısında çocuk ile ilişkili bir konuyu irdeliyor. İkinci sayıda nasıl ki tabiat temalı bir konu üzerinden çocukluk ile ilgili yazılara yer verildi ise, bu sayıda da tema “BABA”. Çocukların sürekli anneyle ilişkilendirildiği, çocuk deyince önce annenin aklına geldiği, en çok annelerin çocuk gelişimi ile ilgili okumalar yaptığı ve çocuk yetiştirmeyi önemsediği bir dönemde, “baba” teması ile, çocukların hayatında baba unsurunu işliyor dergi.

20170823_100543Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da dergi dopdolu bir içerik sunuyor bizlere. Çocuklar için oluşturulan kitaplık bölümünde, Babacığa Öpücükler, Babam ve Ben, Kahraman Babam gibi 7 kitap tanıtılıyor. Prof. Dr. Necdet Neydim’in genç kız edebiyatında baba-kız ilişkisine örnekleri incelediği akademik sunumu Şule Ataç Kızılorman imzası ile okuyabilirsiniz. Bu sayıda Mehmet Teber ile babalık üzerine söyleşi de yer alıyor. Söyleşiyi derginin aynı zamanda genel yayın yönetmeni olan Ayşenur Narboğa yaptı.

20170823_100521Uçan Baba ismi ile tanıdığımız baba blogger Ali Taylan Culpan da babalık üzerine fikirlerinin yer aldığı yazısıyla katıldı bu ayki sayıya. “Baba bebek bakıcısı ya da yardımcı değil, ebevenydir” ve “Aka kabilesi’nin erkekleri dünyanın en iyi babaları mıdır?” diyerek Afrika’nın Aka kabilesindeki erkeklerin babalığını inceleyen iki çeviri yazısı da dergide yer alıyor. (Dergideki çeviriler şahsıma aittir.)

Bir de daha önce sizlere şu yazıda bahsettiğim tefrika yayını da, dergide yayınlanmaya başladı.

“Çocuk insan yavrusu değil, ayrı bir alemdir” mottosuyla hareket eden dergi, alanındaki dergiler içerisinde gerek içerik gerek görsel olarak çok iyi bir yerde duruyor. Derginin hazırlanışındaki emeği, çabayı birebir gördüğüm için -yayın yönetmeni ablam olur- samimiyetle tavsiye ediyorum. Satın almak isteyenler için, dergi kitapyurdu’nda satışta. Böylece diğer sayıları da temin edebilirsiniz. Bu linkten satın alabilirsiniz.

Ayrıca incelemek ve elden almak isteyenler için şöyle yazıyor sitesinde “İstanbul’daki okurlar Avrupa Yakası Fatih’te bulunan Ağaç Kitabevi ve İnkilab Kitabevi‘nde, Bilim Sanat Vakfı’nda, Anadolu Yakası Üsküdar Kaknüs Kitabevi’nde dergiye ulaşabilirler.”

Dergiyle ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz felahkitap.com sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

(Derginin üçüncü sayısı “Yolculuk” teması ile yine dopdolu idi fakat ben o dönem kutsal topraklarda olduğum için, döndüğümde de uzun süre bloga giriş yapamadığım için tanıtma fırsatı bulamamıştım. Derginin diğer sayıları, dergi ile ilgili basında yer alan haberler gibi bilgileri şu linkten bulabilirsiniz.

Çocuk, Zaman, Değişim ve Tefrika Üzerine…

Çocukluğumuz ile çocuklarımızı devamlı kıyaslarız, bunu bizim ebeveynlerimiz de bize yaparlardı hatırlar mısınız? “Biz sizin yaşınızdayken….bizim zamanımızda…”söz öbekleri kulaklarımızı çınlatırdı. Öyle ki yüzyıllarca önce J.J.R.’nun yazdığı Emile kitabını okurken bile aynı şeyleri görmek hayrete düşürmüştü beni. Demek ki bu doğal ve kaçınılmaz bir süreç. İşte çocukluğumuz ile çocuklarımızı kıyaslarken, iki resim arasında bulduğum yedi farktan birisi , şimdiki çocukların birçok şeye her an ulaşabilir olmalarının verdiği maddi sahibiyet duygusunun yanı sıra manevi yoksunluk. Heyecan yok derler ya hani, heh işte tam öyle bir şey. Biz çizgi film saatleri gelse diye dört gözle beklerdik, o heyecanı düşünebiliyor musunuz? (Ki siz de yaşadınız aynı dönemleri.) Yeni bir elbise genelde ihtiyaç anında alınır ama özelde bayramlara saklanırdı. Büyük kardeşten kalan küçükleri giyen küçük kardeşin yeni bir elbise heyecanı hele neredeyse hiç olmazdı. Maddi yoksunluğun söndüremediği tek şey ise çocukluğunu duygularının yoğunluğu ile rahatça yaşayabiliyor olmaktı. Bu konu, çok uzun ve çok yönlü inceleyebileceğim,üzerinde sayfalarca yazabileceğim bir konu lakin bu yazıyı kaleme(pardon klavyeye) alma nedenim bu değil.

Çocukluk heyecanını yeniden yaşamak ister misiniz? Hatta bu kez çocuklarınızla birlikte. Öyleyse size felahkitap sitesinin tefrika yayınından bahsetmek isterim. Tefrika nedir bilir misiniz? Gazete veya dergilerde çıkan yazı dizisi. Arkası yarın’lar olur ya hani radyo tiyatrolarında, tam en heyecanlı yerinde biter ve büyük bir heyecanla ve sabırla beklersiniz ertesi gün olmasını. Şimdi dizilerin bile keyfi yok, televizyondan izlemektense youtube’a anında koyuyorlar zaten.Evinde televizyon olmaması bile şaşılacak durum değil artık(izlenecek dizi de yok zaten, hem dizi izlemenin kendisi de başlı başına doğru değil orası ayrı bir konu.neyse…). Oysa bu hikayeyi okurken, devamını merak edecek, her yeni eklenen sayfalarla hikaye genişledikçe sabırsızlanacaksınız. Ve bence çocuklarla böyle bir olayı tecrübe etmek çok şahane bir şey olacak. Ayrıca çocuklara tahmin ettirmece de oynatabilirsiniz. Birlikte okuyup, devamını yayınlandığı zaman okuyacağız  ama sen bir tahminde bulun bakalım diyebilirsiniz.

Kaçırmayın bu heyecanı çocuklarınızla birlikte yaşayın, onlar da görsünler bizim zamanımızda nasıl oluyordu bazı şeyler diye. Geçmiş ve gelecek nesil arasında köprü olun.

Zevkli okumalar için tefrikanın yayınlanan birinci bölümü ve bu da ikinci bölümü. Yazı dizisini felahkitap sayfasını takip ederek okuyabilirsiniz.