Abur Cubur Meselesi

Alternatif Üretmek başlıklı yazıda abur cubur meselesini nasıl hallettiğimizi ayrıca yazacağımı vaad ettiğim üzere başlıyorum. Bu, bir ailenin kendi iç düzeninde çoluk çocuğu ile deneyimlediği ve işine yaradığını gördüğü bir metot olmakla birlikte, kimseye tek doğru gibi dayatılmayıp işe yarayacağı da garanti edilmemektedir…

Çocuklarla aramızdaki birçok meselenin, kararlı durduğumuzda üstesinden gelebildiğimizi 7 yıllık annelik tecrübesi ile fark ettim. Elbette ciddi çatışmalar yaşıyoruz, öyle sen söylüyorsun onlar yapıyor gibi basit değil mevzu. Hem böyle olması anormal olurdu zaten değil mi? Karşımızda duygu ve düşünceleri olan ve bizden bambaşka bir insan var; karşı çıkmalar, güç-iktidar savaşları, BEN’in peşinden koşmak çok normal. Ama prensipler de var hayatta ve bunları da bir şekilde kabullenmek gerekiyor. Önemli olan çocuğun sizin yasakladığınız ya da yapmasını istemediğiniz şeyleri, gerçekten onun iyiliği için yaptığınızı hissedebilmesi.

Evet, birinci anahtar cümlemiz bu en son yazdığım(tekrar oku sevgili anne). Abur cubur meselesini evde kesinlikle çözmeye karar verdiğimde önce damardan girdiğim doğrudur. Bu mesele kendinin ve çocuklarının sağlığına düşkün her annenin canını sıkıyor görüyorum ki başı ben çekmem kaydıyla. Biz onların o kadar üzerine titrerken içinde neler neler olduğunu bilmediğimiz ama zararlı olduklarından yüzde bin beş yüz emin olduğumuz gıdalar vücutlarını işgal ediyor. Bu sebeple, çocukların somut şeyleri düşündüğümüzden çok daha kolay ve güzel anlayabildiklerini göz önüne alarak onlarla konuşmak gerekir. “Ben senin annenim, senin kötülüğünü hiç ister miyim? Bu gıdaların içinde ne olduğu bile belli değil ve vücuduna savaş açan, seni güçsüz bırakan, hastalıklara karşı savunmasız kılan maddelerle dolu. Ben sana bu kötülüğü yapmak istemem, sen kendine yapmak ister misin?” tarzı cümlelerle başlayan uzun olmayan,sıkmayan ama arada sesler ve görsel efektlerle canlandırdığınız bir konuşma yapın çocuklarınızla. İkinci aşama bu tezinizi güçlendirmek için videolardan yararlanmak. İnternetten (misal cips yapımı) yapım aşamalarını gösteren videoları, bir yandan anlatarak izlettirin. “Görüyor musun ne kadar iğrenç!”

Çocuk bu iki aşamadan sonra bir bocalıyor zaten, fıtrat temiz olana yönelmeye meyillidir ya. Yediği herhangi bir abur cuburdan bir ay sonra hastalanmış bile olsa, suçu ona atın, “geçenlerde yediğin o şeyler var ya, heh bak gördün mü nasıl zayıf düştü vücudun!” gibi mesela. Çocuk dönüp de saçmalama anne ya, bir ay önce yediğim bir paket cips mi beni şimdi grip etti? diyecek değil, atın suçu gitsin.

Üçüncü aşama da, alternatif üretmek. Çocuğu bir şeyden mahrum bırakıyorsak yerini başka şeylerle doldurmamız gerekir. Sana istediğin şeyleri hazır olarak alamam ama canın ne istiyorsa yapabilirim diyebilirsiniz(demekle kalmayın tabi yapın). İnternetten çocuklara yapabileceğiniz her şeyin tarifi var. Cahide ablanın sitesini bu noktada tavsiye edebilirim. Bisküvi, cips, çubuk kraker, dondurma tarifleri, kısacası sağlıklı-helal beslenme anlamında ne ararsanız var.Hem birlikte yaptığınızda aktivite yerine de geçiyor. Ayrıca çocuklarla birlikte tarif sitesinde gezinmenizi tavsiye ederim. Markette abur cubur reyonunun önünde durup çocuğa ne istersin demek yerine, siteye bakıp hangisini yapalım demek efdal olanı. Bir de çocuk kendini iyi hissediyor kendisi seçebildiği için, canı ne çekerse ulaşabileceğini biliyor ya diğerlerine tamah etmiyor böylece. Hem çocuğun gözündeki yerinizi de düşünsenize: Canının çektiğini evde ona yapabilen bir anne olmak. Bence harika!

Dördüncü olarak, bir şeyin tamamen yasak olmasının ve bu yasağın bir anda yapılmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Özellikle abur cubura alışık, müptela bir çocuğunuz var ise tedrici yöntem daha mantıklı. Kuran’ı referans alalım, içki ayetlerini düşünelim, iki kez azaltmaya üçüncüde yasaklamaya yönelik olarak gelmiş ayetler. Tedrici yöntem Kurani bir yöntemdir aynı zamanda. Bir de tamamen ulaşamadığınız şeyin cazibesi daha yüksek olur. Hani şairlerin dediği gibi aşık olduğuna kavuşunca onun adı aşk olmuyor,Fuzuli gibi kavuşamamayı sever insan yasak ya, uzak ya, daha cazip! Meseleyi konumuza uyarlarsak şöyle bir metot geliştirdik biz. İki kardeş için her günün yazılı olduğu bir haftalık çizelge hazırlayalım. Abur cubur yemediği her gün tik atıyoruz(ya da gülen yüz, çıkartmalar olabilir). Bizim evde zaten çok alınıp tüketilmediği için süreyi iki hafta olarak belirledik biz. 14 gün boyunca her gün tik’li olan, marketten istediği sadece bir şeyi alabilecek. Bu, yasakladığın şeyi ödül olarak mı veriyorsun değil. Çünkü ödül olarak sana abur cubur alıyorum değil, konunun özünü çocuğa iyi anlatmak gerekir. Bunlar çok zararlı, fakat kırk yılda bir yiyince her gün yediğin zamanki etkiyi yapmaz tabi, etrafta herkeste görünce canın da çekiyor olabilir, öyleyse çok nadiren bir kere yemenize müsade edebilirim eğer bu arada hiç yemezseniz demek oluyor bu. (Eskiden bizim ayda bir minik paket cips yeme lüksümüz vardı mesela. Tamamen yasaklamanın doğru olmadığını etrafımda yaşça büyük çocuğu olan annelerin tecrübelerinden öğrenmiş oldum. İlk fırsatta, eline ilk para geçtiğinde yapıyor zaten). İki hafta dolduğunda çocukları tebrik ederek, isterlerse canları çekti ise birer hakları olduğunu söylememe rağmen istemediler. (Daha doğrusu büyük istemedi,küçük ona uydu diyelim. Ön teker nereye arka teker oraya…)

Her ne kadar korumaya çalışsak da, etraftan sürekli maruz kaldıkları bir durum bu. Hiç tanımadığınız bir kasiyer, bir pazarcı çocuğunuza lolipop uzatıveriyor. Anaokulunda sınıfta çocuklara ödül olarak sürekli şeker, çikolata veriliyor. Ama biz elimizden gelen gayreti göstermeli, bir şeyi yasaklarken mantığını kavratmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum. Gayret bizden, takdir Allah’tan….

Reklamlar

Neşeli Kurabiyeler

Çocuklar kurabiyeyi yapmayı da yemeyi de çok seviyorlar. Hatta bana öyle geliyor ki, yapmayı yemekten daha çok seviyorlar. Bazen “hadi anne şekilli kurabiye yapalım mı?” sorusu, “Benim canım çok sıkıldı, eğlence arıyorum aslında kendime” demekle eş anlamlı oluyor. İnsan için bir şeyler ortaya koymanın mutluluğu paha biçilemez, işe yaradığını hissetmek çok güzel; basit bir kurabiye yapımı da çocuk dünyasında işte böyle sanki. Üretiyoruz ve kendi ürettiğimizi tüketiyoruz. Satın alma olmadan, içerisinde ne var acaba şüphelerinden uzak üstelik. Basit bir kurabiye yapımı demeyin, sadece çocuklarla “nitelikli zaman” demeyin, bence çok derin mevzu kurabiye yapmak. Hele şekilli ise,neşesinden yenmez, biz de o yüzden adını “neşeli kurabiyeler” koyduk. (Niloya’dan da esinlenmiş olabiliriz, evet).

Abur cuburdan olabildiğince kaçınmaya çalışıyorsanız, bu sizin olabildiğince(!) fazla mutfakta vakit geçirmek zorunda olduğunuz anlamına geliyor. Biri gelip cips istiyorum der, ötekisi kurabiye, sonra gelir kek isterler, biri kekle yetinmez pasta ister. Tamam, aralarda çerezler, meyveler de atıştırmalık ama bunların cazibesi ve tadı tabi çok bambaşka.  Kurabiye olayının en güzel yanı bir seferde çok miktarda kurabiye elde etmek, bunları kavanoza koyup üç beş günde tüketilecek şekilde yaymak;hatta arka arkaya değil aradan bir hafta filan geçtiğinde de ortaya çıkarabilmek. Yapımına çocukları ortak edebildiğimiz ve uzun süren bir etkinlik oluyor aynı zamanda, bir kek çırpsan kaç dakika sürecek yani..

Tamam çok uzattık tarifi bekliyorsunuz sanırım. Veriyorum:

  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 su bardağı nişasta
  • 3 su bardağı un
  • vanilya
  • yarım paket kabartma tozu
  • tarçın(göz kararı koklayarak hamuru karar verebilirsiniz)
  • dövülmüş ceviz(yine göz kararı)

20161229_102649.jpgBütün malzemelerle bir hamur yoğuruyoruz, hamuru dinlendirsek daha kolay şekil alıyor ama ben bu malzemelerle yapınca direkt açıyorum oluyor yani. Sonra çocukları çağırıyoruz, herkes istediği şekillerden başlayarak ve dönüşümlü kullanarak kurabiyelerini yapıyor, yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye diziyoruz ve önceden ısıttığımız fırında 150-180 derece arası(fırına göre değişiyor) pişiriyoruz. Mis gibi yayılan tarçın kokusu eşliğinde, gidip gelip fırına bakan minikler ile renkleri iyice kızarmadan fırından aldığımız kurabiyeleri afiyetle yiyoruz. Allah’ın verdiği bütün nimetlere,başta çocuklarımız için, sonra bu yiyecekler için ve onları yapabilecek güç kuvvet, sağlık verdiği için ve her şey için şükrediyoruz…Afiyet olsun… Hadi mutfağa…

Not: Tarifin orjinali tabi ki Cahide abla’dan. Mutfakta denemek istediğiniz her tarif için gözü kapalı güvenebilirsiniz ve çocuklar için de evde her şeyi kendimiz yapabileceğimiz tariflerle dolu zengin bir içeriğe sahip.